• 24 Şubat 2014, Pazartesi

Doğurmak ve büyütmek

Annelik ve babalık insanoğluna rabbimizin bahşettiği en büyük lütuf olsa gerek.

Çocuk sahibi olabilmek için 20 yıldan bile fazla ümitle bekleyen çiftler var. Geçen zaman, ödenen bedeller ve yaşanan bütün olumsuzluklar anne-baba olmak isteyenlerin umutlarını hiç kaybettirmiyor. Bir çocuğunuz olması o kadar güzel bir şey ki, ikinci çocuğunuz olsun istiyorsunuz. Yaradan ne kadar verirse, imkanlarınız ne kadarına uygunsa sahip olduğunuz en değerli varlığımız çocuğumuz, çocuklarımız oluyor. Her şeye rağmen asla vazgeçemeyeceğimiz de çocuğumuz oluyor. Rabbim hiç birimizi çocuklarımızla olumsuz sınamasın.

Bir de çocuğunuzmuş gibi olanlar var. Bu hamisi olduğunuz bir insan, sadık bir dost edindiğiniz başka bir yaratık ve ya kurduğunuz bir iş, ortaya koyduğunuz bir eser olabilir. Örneğin; bir yazarın kitapları hiç bir zaman çocuğu olmaz ama ‘Çocuğum gibi’ diye tanımlar. İnsan, kendisi için önemli olan bir şeyin değerini ortaya koymak için kullanır, “çocuğum gibi” ifadesini. Ayrılık hep var, hayat bizi çok sevdiğimiz evlatlarımızdan nasıl ayırıyorsa; “Çocuğumuz gibi” gördüğümüz eserlerimizden de ayırabiliyor. 

Yuvadan uçup giden, çocuğunun sağlığı, mutluluğu, huzuru ve başarılarıyla gurur duymak istiyorsa insan, “çocuğum gibi” dediği şeyler için de aynı beklentiyi taşıyor. 

Hayatın sadece para kazanmak ve çeşitli dünya zevklerinden ibaret olmadığını yaşayarak öğrendiğim turizmi bırakmaya karar verdiğimde seçtiğim yol olmuştu gazetecilik. Ne eğitimim, ne de tecrübem yeterliydi yaşama amacı olarak seçtiğim bu mesleği yapmaya. Hayatı tanımaya başladığım yerde başlasam iyi olacaktı. O yüzden Çine’yi seçtim. Denge Gazetesi’nin Çine Temsilciliği görevinin bana verilmiş olmasının büyük bir lütuf olduğunun bilinci ve bu göreve uygun görenlerinin güvenlerini zedelememem gerektiği duygusuyla yola koyuldum. 

Bilerek, hiç bir çıkar zümresinin davulculuğunu, kalemşörlüğünü yapmadım. Herkes zenginlerle ve yetki sahibi olanlarla iyi geçinme derdindeyken ben halkla, okuyucuyla iyi olma çabası harcadım. Çünkü şu gerçeği çok iyi biliyordum; halk yoksa gazete de, biz de yoktuk.

Çine’ye gelişimin 14. ayında kurduk Çine Madran Gazetesini, imkanlarımız oranında çıkardık bugüne kadar. 2010 yılında kurduğumuz internet sitesi ile bilinirliği daha da arttı. Arif Ali Uyguç ile yaptığmız “Kent Arşivi”, “İz Bırakanlar” gibi çalışmalar. “Vefat Duyuruları” ve halkın özel günlerinin haber yapılması gibi özgün uygulamalar, Çinelinin Çine Madran Gazetesine olan ilgisini artırdı. 

Pırıl pırıl, çalışkan, öğrenmeye aç, genç bir kadrosu var. Sezgin Madran yönetiyor, Osman Yurttaş muhabirliğini yapıyor, Elvan Uyar sayfalarını tasarlıyor. Cengiz Aslan ve ekibi 200 civarında noktaya gazetenin ulaşmasını sağlıyor. Çine halkı ve Çine halkına saygı duyan her bir yönetici de sahip çıkıyor, destek oluyor. 

O, benim çocuğum gibi.

Biraz uzak kaldık ama sürdürülen başarısı ve muhteşem kadrosuyla gurur duyuyorum.

Teşekkürler Çine ve Çine Madran ekibi.

Sizi çok seviyorum.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.