• 11 Şubat 2013, Pazartesi

Zavallı Bahtiyar…

“Salak, geri zekalı..”, “O’nun kafası 50 dönümden fazlasına çalışmaz..” çok daha fazlası var.
Bu sözler, darbeyi kurtuluş olarak tanımlaması ile Türkiye’nin gündemine oturmayı başaran Osman Aydın’a ait.

Hüseyin Aygün için değil, bir başka partilisi için söyledi. Hem de yıllarca yan yana, omuz omuza siyaset yaptığı, kimliksel anlamda geldiği noktada en büyük pay sahibi olan birine. “Tahir Yaman, Topçam Madran Su Tesislerinde yapacağı 700 bin TL’lik kapasite artırıcı yatırımı engellediğinizi söylüyor. Ben de, kendi su firmanızın pazar gücünü artırmak için bu yatırıma engel olduğunuzu düşünüyorum” dediğimde söyledi. Röportajın ses kaydı da var…

O zaman bu konuyu gündeme getirdim, ama hakaret içerikli sözlerine haberimde yer vermemiştim. Seçimlerde her ikisi de aday adayı olduğundan dolayı, çok daha fazla para harcamak zorunda kaldığı için öfkesinden dediğini düşünmüştüm. Ya da milletin vekaletini alan birinin bu cümleleriyle gündeme gelmesinin hoş olmayacağı kanaati ağır basmıştı. Görüyorum ki, hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş. Kendi partilisi ve ona kimlik katan en yakın arkadaşı için hakaretler yağdıran, acaba karşısında duranlara ve yanlışlarını dile getirenlere ne biçim saydırıyordur…

Şuan bunları yazıyorum ki, yarın bir gün çıkıp alenen hakaret ettiği, saydırdığı insanların sayısı daha da artmasın. Parasal gücü ile herkesi emrine amade yapacağı, yapamadıklarını da hakaret ve türlü yakıştırma ve yapıştırmalarla etkisizleştireceği kanısının arkasına sığınmaya devam etmesin.

Bunlar teferruat. Asıl konu; zavallı Bahtiyar. Bahse konu kişi; Bahtiyar Sökeli adında bir ihtiyar. Ömrü üçkağıtçılık yapmak, sahte fikir üretmek, insanları kandırmak, süreçleri geçiştirmek, sahiplerine onun gibi dog’luk (Türkçesini yazmam yasak, Arapçası kelp’tir) yapmayanları aşağılamak ve onları yok etmek için çabalamakla geçmiş zavallının biri…

Osman Aydın’ın darbeyi kurtuluş olarak göstermesini haber yapan meslektaşlarım için; “iki üç gazeteci bozuntusuna memleket teslim olamayacak” şeklinde bir ifade kurmuş.

Atalarımız “at sahibine göre kişner” demiş ya; O yüzden bu zavallı zat için bir şey demiyorum.
“Şeref, siz misiniz?” sorusunu yöneltebilmem için sahibinin adının “Şeref” olmasına gerek yok. Sormama da…

Not: Bazı sözde dostlardan, “Yazdıkların genelde doğru ama fazla cesur yazıyorsun, dikkat et. Seni dağa kaldırırlar, öldürürler. Gençliğine, çoluk çocuğuna yazık şeklinde telkinler alıyorum. Bunları kimlerin neden yaptırdığını da gayet iyi biliyorum. Bu telkini yaptırtanlara tavsiyem “gerçekten böyle bir niyetiniz varsa, elinizi çabuk tutun. Bazı fırsatları kaçırmayın” olur. Bu sizleri bu tarafta kurtarır mı bilemem, ama doğruları savunduğum için infaz edilmek belki beni öbür tarafta da kurtarır. Ayrıca bununla gurur duyarım. Çoluk çocuk için de endişelenmem. Onlara güvenim tam. Şerefsizce yaşamaktansa, şereflice ölmeyi yeğlerim.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.