• 18 Mart 2013, Pazartesi

Eskiden...

Güzel şeyler olurdu.
İstiklal Marşı'nın kabulünün yıldönümü programında gözyaşlarına boğulurduk.
Doktorların bayramlarını ihmal etmezdik.
Bütün özel günleri ruhuna uygun, birlik ve beraberlik içinde yaşardık.
İlçe gündemine dair sohbetler eder, sorunlar için fikir alışverişlerinde bulunurduk.

Takıntılı değildi idare edenler.
Eleştiriyi, hakaret olarak algılamaz; küfür, kin, nefret ve intikamla cevap vermezdi.
Aksine ders çıkartır, hatta eleştirene hatadan dönüldüğünü gururla anlatırdı.
Boyun eğmezdi altına verilen üç kuruşluk kiralık araca yada sağlanan küçük kaçamaklara veye kral sofralarına...

Tamam; eskiden de idare edenler bazı malum sofralara otururlardı zaman zaman.
İdare ederlerdi durumu... Müsade etmezlerdi, bağışları ile halka baş tapılmasını...
Alırlardı görgüsüzlerin gazını o sofralarda...
Halkı kesinlikle ihmal etmezlerdi. İçine girerler, hal hatırlarını sorarlardı.
Var olmalarına neden olan topluma, kibirle tepeden bakmazlardı.

Gazeteleri okurken halk için neler yapabileceklerine bakarlardı.
"Gazetecilerin hayatı nasıl zindan edilir" gibi takıntıları yoktu.

Çünkü eskiden birileri çıkıp fütursuzca sağ da solda "Çine'de biz herşeye hakimiz, orada herkes bizim patronun ......'dir" demezdi. Diyemezdi. Dedirtmezlerdi.

Eskiden de sorunlarımız vardı.
Yöneticiler halktan bu kadar kopuk, egolarına, kinlerine, nefretlerine ve intikam duygularına yenik düşmezdi.

Şuan için umudumuz kalmadı gibi bir şey.
Bu örneklerle, gelecek için de kaygılıyız.
İlçemize bunları layık görenlere kesinlikle değil, ama makamlarına saygılıyız.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.