• 9 Ekim 2011, Pazar

Dürüst siyasetçiler aranıyor

Her ne kadar da, “Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış” anlamına da gelse, “hizmet etme sanatı” olarak biliriz, siyaseti. Sözlükteki karşılığı politikadır.
“Politika”
ile ilgili ise üç anlam çıkıyor karşımıza;

1. Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa:

2. Davranış biçimi, düşünce yapısı:

3. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme:

Politika yapanlara da, ‘politikacı’ deniyor.

“Politikacı” kelimesinin de iki anlamı var;

1. Politika ile uğraşan kimse, siyasetçi:

2. Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan kimse, siyasetçi.

“Politika”
ve “Politikacı” ile ilgili biri müspet, diğeri menfi olmak üzere iki farklı anlam çıkıyor karşımıza.

Bizim ilçemizdeki politikacılar da son dönemlerde politika ve politikacı kelimelerinin menfi manalarını şiar edinmiş durumdalar.

Hizmet üretilmiyor.

Biri diğerine, “Hırsız” diyor. “Hayır, ben hırsız değilim, ispata davet ediyorum” demesi beklenen şahsı muhterem de, “O da namussuz” diyor.

Hırsız ve namussuz arasında seçim yapmak zorunda kalan haklımızda ortaya çıkan neticeyi kabullenmek zorunda kalıyor. Çıkıp mücadele etme şansı olmadığını görenler ya kaçıp gidiyor, ya da kalıp kafayı yiyor.

Yerelde iktidar olan zihniyet genel iktidarı ve yaptıklarını, genel iktidarın temsilcileri de yerel iktidarınkileri sorgulamıyor. Durum, “Körlerle sağırlar, birbirlerini ağırlar” oluyor.

Çünkü hesaplar hep kişisel. Çine ve Çineliler umurlarında değil. Kimileri hakkı huzur ve komisyon peşinde, kimileri de çevre kanununu bay pas ederek elde edeceği trilyonların.

Bürokrasi de bu olumsuzluktan fazlası ile nasibini alıyor. İdealist olanlar önceleri biraz düşüncelerini dile getirse de sonradan kabuğuna çekilip susmayı yeğliyor. Uyanıklar ise hemen sistemin dümen suyuna giriyor ve bu menfaat çarkında kendine ne temin edebilirse kâr sayıyor, uğruna savaşıyor.

Basın mı?

Fincancı katırlarını ürkütmüyorsa basının hiçbir sıkıntısı yok. Şayet ürkütüyorsa kervana dizilen herkes basına karşı kenetleniyor. Eskiden basının da katıldığı veda yemekleri gizli, rutin tatbikatlar da katırları ürkütmeyen istisnalarla yapılıyor.

Çine’yi ne kervandaki 40 katır, ne de bu yazıdaki 40 satır kurtarır. Bizi ancak temizlenmiş bir siyasi yapı düze çıkarır. Siyasetçisi dürüst olan memleketin bürokratı da, basını da halkı da dürüst olur.

O yüzden dürüst siyasetçiler aranıyor.

Acaba kalmış mıdır?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.