• 25 Eylül 2012, Salı

Son iki hafta

Bundan önceki yazımı 2 hafta önce yazmıştım. İki haftada o kadar çok gündem değişti ki, resmen başım döndü. Peygamberin hayatının okullarda anlatılması olayından, Balyoz davasına kadar çok enteresan olaylar yaşandı.

Okullarda peygamberin hayatı isimli seçmeli dersin nelere neden olabileği konusunu tartışmayacağım. Çünkü, herkes kendi dünya görüşüne göre bu konuyu değerlendirecektir. Benim burada vurgulamak istediğim husus, bu derse karşı çıkanlara dinsiz kafir yaftasını yapıştırmak ne kadar hatalıysa, kesinlikle olmalı diyenlere de şeriatçı demek o kadar yanlıştır. Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Peygamberin hayatını anlatan dersin seçmeli ders olduğunu istemeyenlerin bu dersi seçmeyebilecekleri belirtiliyor. Benim zamanımda bile seçmeli dersleri okul müdürü seçerdi. Çünkü, her seçmeli ders için öğretmen yoktu. Şimdi öğrencilere form doldurultuğunu söylüyorlar fakat formların öğrencilerin eline gelmeden doldurulduğu haberlerini de duyuyoruz. Ayrıca, her öğrencinin gerçekten istediği dersi seçebilme şansı tanındığını düşünsek bile peygamberin hayatını anlatan seçmeli dersi seçmeme cesaretini gösteren kaç tane çocuk tanıyorsunuz?

Son zamanlarda şehitlerimizin ardı arkası kesilmedi. Önlenemez bir hızla şehit vermeye başladık. İşin daha da vahim olan kısmı insanlar önceden evde pijamalarıyla otururken Facebook’a girdiklerinde en azından kınalardı. Dikkat ettim ki, artık onu bile yapmıyorlar. Kim bilir belki de yaz sonuna denk geldiği, milletin son kez tatile çıktığı döneme denk geldiği için böyle olmuştur. Şehit anasının Habur’u hatırlatması ile yerlerde sürüklenmesi bir oldu, bu millete daha ne denir ki. “30 senedir devam ediyor, terör başladığı zaman doğanlar evlendi çocuğu bile oldu.” “Bu iş 20 yaşında hiç eğitim almamış çocuklarla olmaz” , “İdam cezasını geri getir bak o zaman ne oluyor” vs... demeyeceğim çünkü bu işin uzmanı değilim. Ancak, Oslo belgelerini de hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Balyoz davası sonuçlandı. Bir çok paşa cezalandırıldı. Deliller şaibeli, kimin ne olduğu belli değil. Her nekadar bu alt mahkeme kararı dahi olsa muhtemelen Yargıtay’dan da aynı yönde karar gelecektir. Bu insanlar darbe yapma ihtimaline karşı cezalandırıldılar. Elimizde hazır darbe yapmış olanı var. Ona neden ceza verilmiyor?

Çine’ye geri dönersek, pazaryeri inşaatının başlamasını ve Kalabak Çayı etrafının düzenleme çalışmalarının başlamasını olumlu karşılıyorum. Ayrıca, internette oluşturulan Topçam Madran Su sevenler grubunu destekliyorum. Ben bizim suyun diğerlerine göre daha iyi olduğunu düşünüyorum ama Çineli olduğumdan subjektif davranabilirim diye düşündüm ve Çine’yle alakası olmayan arkadaşlara denettim. Beni kırmamak için söylemedilerse “çok iyi” dediler.

Topçam Madran daha önceleri mavi plastik şişelerde ve naylon poşetlerde dağıtılırken modern ölçülerde ve standartlarda Osman Aydın ile birlikte üretilmeye başlandı. 0.50’liklerden 19 lt.lik damacanaya kadar çeşitli boyutlarda şişelenmeye başlandı. Bir sonraki adım olarak bir önerim var. Biliyorsunuz ki, uzmanlar plastiğin ne kadar zararlı olduğunu, ne yaparsak yapalım plastiğin yan etkilerinden kurtulamayacağımızı belirtiyorlar. Benim tavsiyem, her ne kadar maliyeti artıracak olsa da eskiden olduğu gibi depozitolu küçük şişeleri Çine içinde tekrar kullanmaya başlamak, depozitolu 19  lt.lik damacanalara başlamaktır. Ticari anlamda plastik şişeleri tamamen sonlandırmak akıllıca olmasa da, özellikle Çine dışına satmak için elit bir tasarımla depozitosuz cam şişeler üretip satmak, Topçam Madran’a güzel bir ün ve kalite katacaktır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.