• 1 Mayıs 2012, Salı

İş Gücünün Üretimdeki Rolü

“İşgücünün değeri” kavramı, yalnızca teorik bir önem taşımaz. Daha Adam Smith ve David Ricado ve onları izleyen tüm burjuva iktisatçıları, işçinin kapitaliste, işgücünü değil emeğini sattığını ifade ederler. Eğer böyleyse, işçi kendi emeğine göre ücret almaktadır, kapitalist ise, sermayesini işlettiği için karını almaktadır. Öyleyse işçi ve kapitalist eşittirler ve ortada, insanın insan tarafından sömürülmesi diye bir şey yoktur. Gerçekte işçi emeğini satmaz (onu henüz harcamamıştır), çalışma yeteneğini yani işgücünü satar. Kapitalist ondan yararlanmaya karar verir ve işgücünün kendisine ödediğinden fazlasını getirmesini sağlayacak şekilde hareket eder.

Üretim sürecinde işgücünün oynadığı role bakarsak, işçi, bunu makinelerin yardımıyla, hammaddelerden başlayarak son şeklini almış bir ürün meydana getirmek için kullanır. Bu ürün satışa yönelmiştir ve hesaba göre, hammadde ve yakıtın tüm değerini, makinelerin, aletlerin, kullanılan binaların değerinin bir kısmını içine alan bir değere sahiptir. Meta, aynı şekilde, yeni bir değer kazanmıştır ki bu işçinin emeğinin meyvesidir. Bu değer kapitalist tarafından ödenen işgücünün değerinden daha büyüktür.

Kapitalizmi işçinin geçimini sağlamak için gerekenden daha fazla bir değer üretmesini sağlayacak üstü bir iş verimliliğini varsayar. Teknik ilerleme, gerekli geçim araçlarını üretmek için kullanılan zamanı azaltır. Oysa, işgücünün günlük değerini ödeyen kapitalist, işçiyi, bütün gün çalıştırır; bu da işçinin kendi işgücünün üstünde bir değer yaratmasına neden olur.

Üretim sırasında işçileri emeğiyle yaratılan artı-değer, kapitalist topluluk üyelerinin kendi çalışmalarından gelmeyen gelirlerinin, sanayici ve tüccarları karlarının, hisse sahiplerinin paylarının, tefecilerin ve bankacıların aldıkları faizlerin, toprak sahiplerinin toprak rantlarının vb. kaynağıdır.

Eğer kapitalist, bir artı-değer elde ediyorsa, bu işçilerin kendi işgüçlerine eşit bir değer yaratmak için gerekenden daha uzun bir süre çalışmış olmalarındandır. Artı-değer onu yaratmak için işçiye ödeme yapmadan kapitalist tarafından alıkonulur. Bu, kapitalist sömürünün özünü teşkil eder.

Kapitalizmi, feodal toplumdan ve köleci toplumdan ayıran en önemli fark; işçi çalışmak zorunda olsa da onun kapitalist karşısındaki kişisel özgürlüğü, kapitalizmde çalışmanın kölelik niteliğini gizlemesidir.

1 Mayıs işçi bayramınız kutlu olsun. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.