13 Ağustos 2020, Perşembe

Gezi Parkı Direnişi Nedir?

18 Haziran 2013, Salı

     


Talât Yörük
Bu aralar bu soruyu belli bir kesimden çok duymaya başladım. Kimisi ne istenildiğini bilse de kasıtlı olarak bu soruyu sormakta, kimisi de gerçekten samimi olarak bu soruyu yöneltmektedir.
Gezi Parkı direnişinin ne olduğunu, ülkemin başbakanının Gezi Parkı direnişçilerine yaptığının aksine hakaret etmeden ve saldırmadan açıklayacağım.
Gezi Parkı direnişi herkesin bildiği gibi çok küçük bir grup tarafından parkın içinde oturarak başladı. Belki 100 kişi bile değillerdi. Gündüzleri oturma eylemi yapan, kitap okuyan grup akşamları da oraya getirdikleri çadırlarında uyuyorlardı. Gayet sakince, dostça ilerleyen bir eylemdi ta ki, polisin sabaha karşı saat 5’de insanların çadırlarını yıkıp, yakıp insanların yaralanmalarına neden olmasına kadar. Öyle bir saldırı ki, insan olanların vicdanlarını sızlatan ve tepkilerini toplayan ve hatta apolitik gençlik diye eleştirdiğimiz insanları bile sokağa döken bir şiddetle.
İşte bu aşamadan sonra insanların tepkisi, ben yaptım oldu, tek adam benim, beni eleştiremezsiniz, eleştirirseniz yanarsınız zihniyeti, kısacası despot tavırlara karşı olarak gelişmiştir.
Bu olaylar daha kısa sürede neticelenebilecekken, başbakan “tencere tava bunlar hep aynı hava” ile başlayan umursamaz tavırlarına, “parka büyük abdestlerini yapıyorlar”a varan hakaretlerini eklemesi tansiyonu daha da tırmandırdı. Orada bulunan insanlara, provokatör, marjinal, çapulcu denmesi de cabasıydı. Oysa, provokatör dediklerinin polis oldukları veya hiçbir gruba bağlı olmayan kişiler oldukları(nitekim, provokatör olduğu tespit edilen bir şahıs CHP eski milletvekili Çetin Soysal tarafından dövülerek uzaklaştırılmıştır), marjinal grup dediklerinin resmi-yasal dernek oldukları ortaya çıktı. Çapulcu diye hitap edilen insanların ise, avukat, doktor, mühendis, öğretmen, öğretim üyesi, şirket yöneticisi, sanatçı, müzisyen, ressam, üniversite öğrencisi olduklarını herkes gözleriyle gördü.
Gezi Parkı direnişçileri kaos değil özgürlük peşindedir. Gezi parkı direnişçileri örgütlü değil bireysel hareket etmektedir. Gezi Parkı direnişçileri hamasete değil gözleriyle gördüklerine inanmaktadır. Gezi Parkı direnişçileri cebine değil ülkesine sahip çıkmaktadır.
Netice itibariyle, mazlum edebiyatı ile zamanında kendilerinin zindanlarda çürüdüklerini iddia eden başbakan, şahit olduğunu veya maruz kaldığını iddia ettiği muameleleri, Gezi Parkı direnişçilerine yaşatmaması gerekir. 


Yazarın Tüm Yazıları
Seçimler bitti mi? 15 Nisan 2014, Salı
Oy Kullanma Esasları 18 Mart 2014, Salı
Bülent Tezcan’a Atılan Yumruk 25 Ocak 2014, Cumartesi
Alın Teri Göz Nuru 24 Aralık 2013, Salı
Taze Sebze-Meyve 26 Kasım 2013, Salı
Sosyal Demokrasi Nedir? Ne Değildir? 19 Kasım 2013, Salı
Onlar-Bizler 5 Kasım 2013, Salı
90. Yıl 29 Ekim 2013, Salı
Adil Bayramlar 6 Ağustos 2013, Salı
Samimi miyiz? 30 Temmuz 2013, Salı
Para insanı özgürleştirir mi? 23 Temmuz 2013, Salı
Hepimiz Yeşili Severiz 16 Temmuz 2013, Salı
Şu PKK Meselesi’nde Nerede Kalmıştık? 25 Haziran 2013, Salı
Gezi Parkı Direnişi Nedir? 18 Haziran 2013, Salı
Taksimli Çapulcu Efe 11 Haziran 2013, Salı
Ben Çapulcuyum 4 Haziran 2013, Salı
Fondip 28 Mayıs 2013, Salı
Yöneticilik 21 Mayıs 2013, Salı
Çine’de Güzel Şeyler Oluyor 7 Mayıs 2013, Salı
T.C. 16 Nisan 2013, Salı
Becer Bal Ye 26 Mart 2013, Salı
Melih Gökçek Aydın’da 5 Mart 2013, Salı
Atatürk'ün Bursa Nutku 5 Şubat 1933 5 Şubat 2013, Salı
Sanayinin ve Tüketicinin En Büyük Sorunu Sahte Üretim 25 Ocak 2013, Cuma
Bizim Takvime Göre 10 Yılımız Kaldı 8 Ocak 2013, Salı
Üzüm Yemek mi Bağcıyı Dövmek mi? 24 Aralık 2012, Pazartesi
Çine Diasporası 18 Aralık 2012, Salı
Topçam Madran Suyu 10 Aralık 2012, Pazartesi
Aydın Büyükşehir Belediyesi (Sınırlar) 27 Kasım 2012, Salı
Aydın Büyükşehir Belediyesi (Cebimizden Çıkacak Paralar) 20 Kasım 2012, Salı
Bayramlar ve Biz 7 Kasım 2012, Çarşamba
Aydın Büyükşehir Belediyesi (Köyler) 30 Ekim 2012, Salı
Aydın Büyükşehir Belediyesi 23 Ekim 2012, Salı
Mavi Kapak 9 Ekim 2012, Salı
Öneriler 2 Ekim 2012, Salı
Son iki hafta 25 Eylül 2012, Salı
Kopyala-Yapıştır 4 Eylül 2012, Salı
Yine petrol bulundu 28 Ağustos 2012, Salı
Kaç Canlının Ölümünden Sorumlusunuz? 7 Ağustos 2012, Salı
Çine Neden Gelişmiyor? 24 Temmuz 2012, Salı
Kanun Değişiklikleri 17 Temmuz 2012, Salı
Çarpık Yapılaşma 3 Temmuz 2012, Salı
Yangın Var 19 Haziran 2012, Salı
Tatil Başladı 12 Haziran 2012, Salı
Fikri Haklar Hukukunda.... 5 Haziran 2012, Salı
Avukatlık 29 Mayıs 2012, Salı
“Demir Perde Bayramı” Demir Yumrukla Son Buldu 22 Mayıs 2012, Salı
Türk Futbolu 15 Mayıs 2012, Salı
Sütten Ağzı Yanan Yoğurdu Üfleyerek Yer 8 Mayıs 2012, Salı
İş Gücünün Üretimdeki Rolü 1 Mayıs 2012, Salı
Milletvekillerini Seçerken Çok Titiz Davranılmalıdır 23 Nisan 2012, Pazartesi
Mücadeleye Devam 10 Nisan 2012, Salı
Çine ve Festivaller 3 Nisan 2012, Salı
YASA(K)OYUCU 27 Mart 2012, Salı
Çanakkale Şehitlerine 20 Mart 2012, Salı
Çevre Kirliliği 13 Mart 2012, Salı
Günümüzde Toplu İş Sözleşmesi 6 Mart 2012, Salı
Madranspor 28 Şubat 2012, Salı
Deve Güreşleri 21 Şubat 2012, Salı
Bu Sözlere Korkan Saldırır 7 Şubat 2012, Salı
Doğalgaz Santrali 31 Ocak 2012, Salı
19 Mayıs 24 Ocak 2012, Salı
Yeni Kira Hukuku 17 Ocak 2012, Salı
E(K)MEK 10 Ocak 2012, Salı
Çine 2012 3 Ocak 2012, Salı
Çine’nin 5S 2K’sı 27 Aralık 2011, Salı
Şike Bizim Kendimizde 20 Aralık 2011, Salı
Gümrükler ve Kaçakçılık 13 Aralık 2011, Salı
Siz Hangi İktisadı Tutuyorsunuz? 6 Aralık 2011, Salı
Bedeli ne kadar? 29 Kasım 2011, Salı
Ayağını Yorganına Göre Uzat 22 Kasım 2011, Salı
Tüketici Hakları 15 Kasım 2011, Salı
Siz Karar Verin 1 Kasım 2011, Salı
Nutuk’tan 25 Ekim 2011, Salı
Toplumsal Uzlaşı 18 Ekim 2011, Salı
Yozlaşan Demokrasi 11 Ekim 2011, Salı
Avukat Talât Yörük Çine Madran’da 7 Ekim 2011, Cuma