• 19 Mart 2013, Salı

Ulu Çınarlar ve Dinozorlar

Kalemi elime alıp bir şeyler karalamaya başladığımdan bu yana üzerinde durduğum konu hep geçmiş oldu. İncelensin, araştırılsın, masaya yatırılsın ve ele geçirilen bilgi ve belgeler paylaşılsın ve öğrenilsin diye. Geçmişini bilmeyen toplumlar, geleceğini kuramazlar düşüncesinin arkasından gitmekti bu. Hala da aynı işi yapmaya çalışıyorum. 

‘Ununu elemiş, eleğini asmış’ dediğimiz, yaşamış ve bir köşeye oturup dünyayı o köşeden izleyen Yaşlılarla sohbetlerim sürüyor. Onların bize aktardıklarını sizlerle paylaşmanın sonrasında Sizden gelen tepkiler bu çalışmanın lokomotifi oluyor.

Onlar yaşamlarını, yaşadıklarını, yaşarken şahit olduklarını anlatırlarken ne kadar alçak gönüllü davrandıklarını görmenizi isterim. Böbürlenme, kendini alıp bir yerlere koyma gibi bir ruh halini hiç birinde görmedim. Bu insanların hepsi emekli; doktor, mühendis, çiftçi, memur, müdür, terzi, berber, hepsi de bir uğraşın sonrasında emekli olmuş insan.

Anlatırken asla “Bizim zamanımızda” diye başlamıyorlar; hep, “O zamanlar” diyerek anlatıyorlar yaptıklarını, yaşadıklarını ve gördüklerini.

Asla “Biz şunu yaptık” demiyorlar; hep “O zaman şöyle yapılıyordu” diye anlatıyorlar.

Belli bir yaştan sonra makam, mevki, servet, hiçbir şeyi önemsemeyen bir ruh haline girmiş hepsi de.

İnsanı insan olarak görmenin şeklini yakalıyorsunuz belli bir yaştan sonra demek ki, öyle değerlendiriyorum.

Biz Onları Ulu Çınarlar adıyla anıyoruz…

Bir de yaşadığı üç kuruşluk bireysel olaydan başka toplumsal anlamda izi olmayanlar var.

“Ne yaptın” sorusuna verebileceği bir cevabı olmadığı halde, karşısındakini, ulaşılmaz havalarda eleştirme cüreti gösterenler bunlar.

Birkaç felsefi akım hakkında bilgi sahibi olmayı filozofluk zannedenlerden söz ediyorum.

Kahve ya da başka yerlerin köşelerinde birkaç kişi toplanıp ahkâm kesmekle yaşamı yakalayabildiklerini sanıyorlar.

Kendilerini halktan yukarılarda bir yerlerde, üstün yaratık gibi gördüklerinden, savundukları felsefi düşüncenin yaşayanlarının içinde dolaşmayı avam görüyorlar. Dilinle kuş tutsan, onların ayakkabı çıkardığı yere varamazsın; her şeyin en iyisini biliyorlar.

Burunlarından kıl aldırmıyorlar.

Ha bre konuşuyorlar.

Her toplandıklarında hükümetleri yıkıp, yenilerini kuruyorlar; ama SÖZLE.

Kötü olan tarafı ne biliyor musunuz? “İş aynasıdır kişinin, lafa bakılmaz” Atasözünü açıklayıcı kitap bile yazarlar; o kadar bilgili, ulama bunlar.

Biz Onları Dinozorlar adıyla anıyoruz.

Bu Dinozorlarla ne zaman karşılaşsam, Ulu Çınarlara biraz daha fazla saygı duyuyorum ve daha içtenlikle seviyorum.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.