• 17 Mart 2011, Perşembe

İyi olmak

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” la başlayıp “her koyun kendi bacağından asılır” la sürüp giden toplumsal yanlışlarımızdır bizim çocuklarımızın geleceği olan ülkemizi kuramama beceriksizliğimiz. Başımızdakiler “önce devlet, sonra birey” diyerek ülkeyi yönetirken bireylerimiz yukarıdaki sözüm ona atasözlerimizle yarınlara bırakacağımız mirası gözden çıkarmış durumda. Bireysel bencillik almış başını gitmiş. Anı kurtarma her şeyden önemli.

Şu an size sağ elimle sol kulağımı gösteriyorum gibi mi geliyor? Hiç de değil. Toplumsal duyarsızlığımızı şöyle bir masaya yatırırsanız ne söylediğimi anlarsınız. 8.9 gibi bir cehennem görüntüsünde olup biten Japonya Depremi yüzlerce yıl hafızalardan silinmeyecek. Dünya tarihine deprem sismik büyüklüğüyle ve metrelerce yüksekliğindeki dev dalgalarıyla geçti. Ben farklı yaklaşıyorum. Nasıl mı?

Körfez Depremini anımsayın. Gönderilen her on yardım paketinden üçü bile depremzedelere ulaşmadı. Enkaz kaldırma çalışmaları ve yaraları sarma birkaç devlet görevlisine bırakılıp çekilindi. Japonlar tek bir yumruk, tek bir vücut olup çok kısa sürede, Körfez’den 55 kat büyük depremin yıkıntılarından kurtuldu, yaralarını sardılar. Onlar “önce birey sonra devlet” anlayışıyla yaşıyorlar. Kimse yarınını düşünmüyor çünkü yarınını onlara devlet fazlasıyla veriyor.

Artık sokaklarında Samuraylar dolaşmıyor ama o Samuray Ruhu hala ayakta. Gelenekleriyle görenekleriyle kendilerini, geçmişlerini yaşatıyorlar ve geleceği taşıyorlar.

Biz?

Biz ne yapıyoruz?

Bedenimizi paylaştığımız, çocuğumuzun annesine bile çekinmeden yalan söyleyebiliyoruz.

Şuna bir bakın: Ahmet’in 10 dönüm tarlası var; Ali’nin de 10 dönüm tarlası var. İkisi de gidip bir devlet bankasına kredi başvurusunda bulunuyor. Ahmet başvurudan bir gün sonra kredi şefini alıp bir akşam eğlendiriyor ve üç gün sonra parasını alıyor. Ali’ye yirmi gün sonra biri soruyor:

Kredi işi ne oldu Ali?”
Daha çıkmadı” diyor Ali.
Ahmet almış ya, seninki neden çıkmadı?”
Ali biliyor Ahmet’in kredi şefiyle akşam eğlencesini.
Helal olsun Ali’ye, işini yürüttü, krediyi aldı” diyor.

Bakın:
Adi herif rüşvet yedirdi, kredisini aldı” demiyor.
Yani biz ahlaksızlığı onaylayan bir toplum olup çıktık.

Deprem yardımı için biçare insanlara gönderilenleri bile çalabiliyorsak bu toplum için ne yazılabilir ki?
Japonlar tüm dünyayı şaşırttı ve en önemlisi örnek oldu.
Belki de muasır medeniyetler seviyesine çıkmanın ilk kurallarından biri iyi ve ahlaklı olmak.
Her zaman “herkes kiliseye, tapınağa, sinagoga, camiye gidebilir ama herkes iyi olamaz” demişimdir. İyi olmak gerçekten de farklı bir şey.

Japonlar iyi insanlar; onlara saygı duyuyorum ve her şekliyle geçmiş olsun diyorum.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.