• 18 Mayıs 2011, Çarşamba

zeytinyağlı yiyemem amman…..

Gün geçmiyor ki televizyonlarda ya da gazetelerde şöyle bir haberlerle karşılaşmayasınız: “…İlçesi Organik Et Üreticileri Birliği kurdu.”, “…. İlçesinde artık Salı günleri organik pazar kuruluyor.”, “Organik zeytinyağı üreticileri birliği ihracatını artırdı.”, “Eko Köy projesi kapsamında ilaç ve gübre verilmeden yetiştirilen elmalar Hollanda’ya ihraç ediliyor.”, “…. Pazarında doğal ot reyonlarına büyük ilgi gösteriliyor.”… Uzar gider.

 1960’lı yıllarda yaz tatili programları için sahillere inen sermaye deniz kıyılarını beton yığınlarına çevirdi. Talan ve doğayı imha o günden beri sürüyor. Tatil için sahilleri dolduran kalabalıklar artık bu tatil şeklinden kaçar oldular. Çünkü dinlenmek için giden tatilciler gittikleri yerlerden beyinsel olarak yorgun döner oldular… Uzar gider.

 Artan dünya nüfusunun gıda tüketimini karşılamak için daha fazla sebze ve meyveye ihtiyaç duyuldu ve başımıza GDO denilen bela sarıldı. Çünkü GDO’suz tarımda biber dönümde 400, domates 300, mısır 400 kilodan fazla ürün vermiyordu. Ekilebilir alanlardan daha fazla ürün almanın hesapları hormonlu gıdaların üretilmesine neden oldu. Her şey sermayenin daha fazla para kazanmasını sağlamak; birilerinin cebine üç kuruş fazla para girmesini sağlamak.Tüketicinin zaman içerisinde yakalanacağı hastalık kimin umurunda ki!..  Yakalansa da önemli değil; başka bir sermayedarın geliştirdiği ilaç var; tüketir, iyileşir. Sonuçta tüketici kazandığı parayı mezara götürecek değil ya… Uzar gider.

 Sermaye öyle organize çalışıyor ki biz farkında olmadan bu organizenin içine atıyoruz kendimizi ve yine farkında olmadan kendimizi tüketim toplumunun içine bırakıveriyoruz. Özeniyoruz; bu özenti bizi, sosyal yaşantımızı ve sağlığımızı etkiliyor ama yapmaktan vazgeçmiyoruz. Az doymuş yağlar…, biraz doymuş yağlar…, doymamış yağlar…, neredeyse doyacakmış da doyamamış yağlar…, derken reklamlar yüzünden doğanın bize bahşettiği en güzel yiyecek olan zeytinyağını bir köşeye bırakıp fabrika üretimi kimyasal yağları tüketmeye başladık. En güzel giysilerin örüldüğü pamuklu kumaşları bıraktık sentetiklerini giymeye başladık; pamuk üreticisi de alternatif tarım ürünleri aramaya başladı. Ne olduğu belirsiz kumaşlar giyip cilt hastalıklarıyla savaşıyoruz. Radyolarımızda da “zeytinyağlı yiyemem, basma da fistan giyemem” diyen Egeli sanatçılarımızın dilinden düşürmediği türküler çalıyoruz… Uzar gider.

20. yüzyılın başında birçok nedenden şehre başlayan göç furyasının bedelini ödediğini fark eden insanoğlu doğaya dönmeye karar verdi. Dönüş bu yıllarda karınca örneği ama yüzyılımızın ortalarında hızlanacak ve yeniden doğaya dönülecek. İnşaat mühendisi arkadaşlar bir köyün içinden geçiyoruz. Üstü toprak taş bir evi göstererek;

 “Abi, beş on yıl sonra bu evler bulvardaki evler kadar değerli olacak. Kışın sıcak, yazın serin olur biliyorsun” diyor.
 Kırsalın temiz doğallığından özentilerimiz yüzünden belki de farkında olmadan kaçmanın cahilliği de uzar gider.

 Bu uzayıp gitmeler de uzar gider; uzadı gitti. Sonra ilk başa dönüldü, dönülüyor; dönülecek.

 Tıbbın ve tedavinin tarihi gelişimine bakar mısınız?

 İ.Ö. 1000 “Al şu, şu çeşit otları topla ye.”
 İ.S. 1000 “O otun yanında şu duayı da oku.”
 İ.S. 1300 “O dua batıl inanç, al şu iksiri iç.”
 İ.S. 1600 “O iksirin faydası yok, al şu hapı yut.”
 İ.S. 1900 “O hap etkisiz, al şu antibiyotiği kullan.”
 İ.S. 2000 “O antibiyotik kimyasaldır, al şu doğal otu ye ve moralini yüksek tut.”

Bu uzayıp gitmeyecek. Doğal otlar ve bağlı olarak doğa ürettiğimiz kimyasal gaz ve sıvılarla yok olana kadar onlarla tedavimizi sürdüreceğiz. Sonra diğer bir gezegeni mahvetmek için yollara düşeceğiz. Kimse üzerine alınmasın; bu yalnızca fabrikaların, sanayinin değil, insanlığın suçu.

 Hani alacakarganın yavrusu;

“Anne bu yuvanın iyice içine ettik; yeni bir yuva yapalım” demiş de anne alacakarga cevap vermiş ya;
“Boş ver yavrum,  burada oturmaya devam edelim. Bu kıç bizde olduğu sürece biz daha çok yuvanın içine ederiz.”

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.