• 18 Nisan 2011, Pazartesi

Yenilebilir Enerji Kaymakları

 Marmara Denizi’nde yüzlerce tür yok oldu.

 Derin deniz canlıları okyanus dibinde biriken kimyasallar yüzünden yenilemez durumda.

 Geniyle oynanmış gıdalara dur diyen bir sağlık ya da tarım bakanlığı yok.

Ektiğimiz yiyeceklere dönümde on kilo fazla ürün alabilmek için durmadan hormon takviye ediyoruz.

Okumuyoruz; o nedenle öğrenemiyoruz. Öğrenemediğimiz için de bilemiyoruz. Konunun uzmanları da bizi uyarmıyor. 2009’da Latin Amerika’da türeyen hastalık geçen yıl Anadolu’ya kadar geldi ve yazın ortasında domateslerimiz kurudu, ağustos ayında domatesi 2 liradan yedik. Tarım Bakanlığı ağzını açmadı.

Cahilliğimizden “yenilenebilir enerji kaynakları” projelerini “yenilebilir enerji kaymakları” diye okuyoruz. Bu tür projelerin bize, çocuklarımıza, torunlarımıza ne gibi artılar getireceğinden bihaberiz.
Umursamıyoruz.

İzlenen yanlış devlet politikaları yüzünden son bir ay içinde burnumuzun dibine 4500 tane Angus buzağı geldi. “Bunların burada ne işi var” diye protesto edeceğimize hayvanat bahçesindeki orangutanı izlemeye gider gibi çiftliğe gidip onlara bakıyoruz.

Endemik türleri koruyup yetiştirmek yerine dışarıdan getirttiğimiz tohumlarla ekonomimizi düzeltmeye çalışırken çocuklarımızın beyinlerini sulandırıyoruz, haberimiz yok.

Duyarlı belediyeler yavaştan “Organik Pazarlar” kurmaya başladı. Elimizdekini üç kuruş da olsa pahalı alıp sağlıklı tüketmeye başlayacağız.

Biz bir gurup aklı evvel üç yıl önce bir araya geldik ve endemik tohum biriktirmeye başladık. Biberden domatese, karpuzdan bamyaya geniyle oynanmamış, onlarca yıldır bölgemizde ekilip tüketilen tohumları yok olup gitmesin diye kendimizce korumaya aldık. Biriktirdiğimiz bu tohumlarla ilaçsız, gübresiz, organik tarım yapıyoruz; kendi tüketeceğimiz kadar da olsa yetiştiriyoruz.

Kiraz domatesin tohumu altından pahalı. Ekiyorsun ve tohumunu alamıyorsun; tohum kısır.

Biz elin gâvurunun Cherry dediği bu domatesin tohumunu köyleri dolaşıp bulduk. Köylüm o türe Fındık Domates diyor. Ektik ve yetiştirdik. Hem de üç çeşidini. O kadar güzel tadı var ki yemeye doyamıyorsun. Yabancının saman gibi cherry’sinden bin kat daha tatlı ve sağlıklı.

Burnumuzun dibindeki organik dünyayı görmenin zamanı geldi artık.

Bir yerinden siz de başlayın lütfen.

Neresinden mi?

Bu günlerde eşinizi, çocuğunuzu arabaya atın, üç beş kilometre kadar gidin ve oraya çöreklenin. Çocuklar uçurtma uçurup top oynarken, eşinizle birlikte papatya toplayın; garkan (cariencis lavandula) yani Karia Lavantası toplayın; kekik toplayın. Ücret ödemeyeceksiniz; istenmeyecektir.

Ha, bir de bu günlerde pazardan birkaç kök fesleğen ve reyhan fidanı alın, balkona saksıya dikin. Yazın yapraklarını kurutup tabağa doğradığınız domatesin üzerine serpin. Domatesin ne kadar da güzel bir tadı olduğuna inanamayacaksınız.

Her şey birbirine bağlı; doğum ve ölüm gibi.

Hesaplayın; Çine’de yılda 82 ton naylon poşet tüketiliyor. Ben hesapladım.

Bugün en azından bir naylon poşet eksik tüketin.

Bu gezegeni bu hale getirdiğimiz için torunlarımız yarın bize lanetler savuracak. Kendinizi düşünmüyorsunuz bari onları düşünün.

Yani Sevgili Dostlarım; bir ucundan başlayın ve yüzünüzü doğaya dönün. Doğa sizden hiç ücret talep etmeyecektir. Yapacağınız tek şey ona karşı samimi, içten olmak. Hiç değilse ona karşı ikiyüzlü olmayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.