• 11 Ocak 2012, Çarşamba

Karanlığa Küfretmeyin

Hepimiz çığlık atarak tepki gösteriyoruz: “Çine son yıllarda ekonomik göç veriyor, Çineli burada kazandığını dışarıda yiyor” diye. “Çine’de kazanılan parayla dışarıda alışveriş yapılıyor, Çine’nin parası dışarıya giriyor” deniliyor.

Aslında biliyoruz ki herkes kendi çapında bir nebze de olsa haklı. Esnaf da, vatandaş da kendince haklı gibi görünüyor.

Vatandaşı dinlerseniz o kökten haklı.

“Burada bir pantolonu 30 liradan aşağıya alamıyorsunuz. Aydın’da marka pantolon 17-18 liradan size veriliyor.”

“Yol parası veriyorsun ama..”

“Özel almaya gitmiyorum ki; yolum düşünce alıyorum.”

Haklı.

Beyaz eşya fiyatında iki yerleşim yeri arasında fark olur mu?

“100 lira ucuza aldım” diyor arkadaş. “Montaj, servis ve diğer hizmetleri severek yapıyorlar. Zaten buradakilerin servislerinin bazıları da Aydın’da değil mi?”

Adam arabasının balatalarını baktırmak için Aydın’a götürüyor arabayı.

Evinde bir musluk bozulsa Aydın’dan su tesisatçısı çağırıyor.

Üç kişi birleşmişler Aydın’dan kömür getirtmişler. Üç kişi birleşip, kömürcüye gidip; “bizim böyle bir düşüncemiz var, bizi Aydın’a gönderme, uygun fiyata ver” dememişler. “Desek bir şey olmayacak ki; gidin oradan alın, diyecekler” diyorlar.

Çineli Esnaf şimdi de büyük bir marketin Çine’ye gelmesini engellemeye çalışıyormuş.

“60 Bin nüfus 1.000 kadar esnafın insafına mı kaldı şimdi. Onlar istemedi diye alın terimizi onlara peşkeş çekmeye devam mı edeceğiz” diye soruyor vatandaş.

“Belediye Başkanı, Esnaf Odası, her yeri işgal etmişler. Onlar ne derse o oluyor. Allah sorar” diye tepki gösteriyorlar.

“Açtırtmasınlar, hiç umurumda değil” diyor bir başka vatandaş. “Ben yine gidip Aydın’dan, İzmir’den alışverişimi yapıp geleceğim.”

Kimisinin de tuzu kuru.

Büyük bir market Çine’ye gelirse geliri dışarıya gidecek; doğru.

Geliri dışarıya gidecek diye büyük marketin Çine’ye açılması engellendiğinde Çineli Çine’den yüksek fiyata alışveriş yapmaya devam edecek; doğru…

Asıl sorunun ne olduğunu araştırmıyoruz. İşimiz gücümüz serzenişte bulunmak, dert yanmak, şikâyet etmek.

Asıl sorun ne biliyor musunuz? Esnafı koruyan oda var da sivil toplumu koruyan bir oda yok. Bırakın odayı kümes yok. Tüketici olduğunun bilincinde olmayan vatandaşa haklarını nasıl anlatacaksınız ki? Hakkını cebine parayı koyup dışarıdan alışveriş yaparak savunduğunu sanıyor; yapacak bir şey yok. Kaybettiklerini anlatıyorsun; boyun büküyor.

Olayı Nasrettin Hoca’nın “sen de haklısın” fıkrasına döndürmemek gerekiyor.

Konfüçyüs’ün bir sözünü hatırlayalım: “Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.”

İki tarafın da o mumu yakması gerekiyor diye düşünüyorum.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.