• 17 Ekim 2014, Cuma

Yaşeyipduruz

Madran Gazetesi'ndeki son yazım (12 Mart 2014) “Oradan öyle görünüyor” başlığını taşıyordu.

 

“Bıktık bu yazıyı tıklamaktan” diye serzenişte bulunuyordu arkadaşlar.

“Yeniden yazmaya başlasan iyi olacak, özledik yazılarını.”

Hafta başında Emin Aydın’ın yaptığı kalem göndermesi ısrarın üst noktası oldu.

O günden bugüne neler değişmiş diye baktığımda “Yaşeyipduruz” şekli çıkıyor ortaya.

Yani değişen bir şey yok gibi görünüyor.

Belediyenin kaldırımların işgalini önlemek için diktiği dubalardan birini söküp kendi dükkanının önüne koyan esnaf önceden de vardı, hala var.

Kendi sokağının çöken döşeme taşlarını Belediye'ye şikayet edip sonra da o çöken taşları alıp bahçesinde kendine oturma yeri yapan vatandaş o zaman da vardı, hala var.

“Çöp bidonları yetersiz” diye şikayet etmeler,

“Sular bazı günler neden bulanık akıyor” demeler,

“Topçam Madran Memba Suyu'nu neden çevre kasabalarda bulamıyoruz” demeler,

“Çineli Çine’den alışveriş yapmıyor, Aydına, İzmir’e kaçıyor” demeler,

“Osman Aydın bir gitti, pir gitti” demeler kesilmemiş, hala sokaktaki insanın ağzında dolaşan sakızlar.

Yeni serzenişler de var ama yaşamsal anlamda çok da kayda değer değil.

“Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer seçimlerden önce karınca gibi çalışıyordu, seçim bitti, çalışmaları bitti” diyerek muhalefet yapmaya çalışanları duyan, dinleyen yok gibi.

 

Kalabak Parkı, Çine’nin yeni yüzü görüntüsünü veriyor.

Bağlı olarak halk arasındaki adıyla Sulu Park’ın (Kuva-yi Milliye Müzesi ve Parkı) pabucu dama atılmış gibi.

Onca masraf edilip, emek harcayıp, tarihini canlandırmaya çalıştığımız o güzelim kompleksin yokmuş gibi orta yerde kalması içler acısı bir durum.

Belediye de halk gibi yaşıyor ve halk gibi düşünüyor ya ona üzülüyorum.

Kuva-yi Milliye Müzesi’nin Çineli'nin ve dışarıda yaşayan, bu konuda duyarlı olan insanların hafızalarından kısa sürede silinip gitmesinin nedeni; Belediye’nin de halk gibi düşünmesi.

“Güzel oldu, aferin”den sonra,

“Bu iş bitti, yenilerine bakalım”a dönüştü her şey.

Onca emek ve araştırma, onca birikim ve toplama ilgisiz şekle sokuldu.

Ta başta Çine’nin iki girişine de müzenin tanıtım ve yön levhası konulacaktı; hala yapılmadı.

Bu levhaları yapması için kendisine direktif verilen ya da yapma sözü alınan kişi ya da kişilere sesleniyorum:

“Şu levhaları yapın da Çine’de bir Kuva-yi Milliye Müzesi olduğunu gelen geçen de öğrensin.

Levha parasını alamayacağınızdan korkuyorsanız, söz veriyoruz; LEVHA PARALARINI BİZ ÖDEYECEĞİZ.

Bu tür işleri “Kişt dediği keçi ormandan çıkmaz” adamlara yaptırtmaya çalışmamak lazım.

Dediğim gibi yeni gözdemiz Kalabak Parkı.

O ne zaman düşecek gözden bakacağız.

Bu haftadan itibaren Cuma günleri birlikte olmaya çalışacağız.

Esen kalın. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.