19 Eylül 2020, Cumartesi

Çocuklarda Enuresis Nokturna (Gece Altını Islatma)

2 Ocak 2013, Çarşamba

     


Nilüfer Kabalı

Enuresiz ,gece uyku sırasında altını ıslatma,farkına varmadan idrar yapma olarak tanımlanır. Normalde çocukların çoğu hem tuvalet eğitiminin etkisi hem de mesane kapasitesinin gelişmesi sonucu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Enuresiz çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır.Üç yaşındaki çocukların %40’ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20’ye, 6 yaşında %10’a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır. Aileler 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar. Ülkemizde 7-11 yaşındaki erkek çocukların %16’sında, kızların ise %11’inde altını ıslatma sorunu olduğu bildirilmektedir.

Enuresizin iki tipi vardır. Eğer çocuk hekime getirilinceye kadar devamlı altını ıslatıyorsa PRİMER (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa SEKONDER (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilmektedir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma gurubunda toplanmaktadır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki guruba ayrılarak incelenmektedir.

Gece altını ıslatan çocukların büyük bir gurubu (%90-95’i) fizyolojik altını ıslatma grubunda yer almaktadır. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uykularının çok derin olduğu bildirilmektedir. Esas önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta %45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Aile öyküsü olan vakalar iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir tedavi süreci göstermektedirler.

Altını ıslatan çocukların %2-3’ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Vakaların %5-10’unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir. Bunlar “polisemptomatik altını ıslatma” olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin alerjisi saptanmaktadır. Ayrıca son yıllarda halk arasında “geniz eti” olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.

Genel olarak psikolojik sorunlar primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur. Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın tekrar ortaya çıkmasıdır. Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir.

Önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi “Altına yapan kızını sobaya oturttu” gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır. Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı ,ailenin temel görevinin çocuğun onuru zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir.

Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce bahsedilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir. Bir başka deyişle altını ıslatma sorunun fizyolojik olup olmadığı belirlenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Bu noktada altını ıslatan çocukta “küçük mesane” veya uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir.
Altını ıslatma idrar yolu enfeksiyonu gibi bir nedene bağlıysa öncelikle bu tür sorunlar çözülmelidir. Fizyolojik altını ıslatma sorunu olan çocukların tedavisinde ise şu ilkelere uyulmalıdır:
Gece kalkıp tuvalete gitme bir amaç olarak kesinleştirilmelidir.

Tuvalete ulaşmak kolaylaştırılmalıdır.

Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmelidir.

Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımından kaçınılmalı ve kafein içeren içecekler içirilmemelidir.

Yatağa girmeden tuvalete gidilmelidir.

Gece kuru kalması için bez bağlanmamalıdır. Bu tür yöntemler temizlik için yararlı olmakla birlikte çocukların gece kalkma motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir. 

Sabah temizliğine çocuğun katılımı sağlanmalıdır.

Çocukların benlik saygıları desteklenmelidir.

Çocukların hangi günler kuru kaldıkları bir kart üzerine yazılmalıdır.



Yazarın Tüm Yazıları
Ağaç yaşken eğilir 24 Ekim 2013, Perşembe
Saygılı ve kibar çocuk yetiştirmek 1 Mayıs 2013, Çarşamba
Çocuklara vakit ayırmanın önemi 3 Nisan 2013, Çarşamba
Enkoprezis 27 Mart 2013, Çarşamba
Çocuklarda Enuresis Nokturna (Gece Altını Islatma) 2 Ocak 2013, Çarşamba
Çocuk ve boşanma 21 Kasım 2012, Çarşamba
Çocuklar ve Kurallar 7 Kasım 2012, Çarşamba
Çocuklarda Kıskançılık 17 Ekim 2012, Çarşamba
Çocuklarda İnatçılık 10 Ekim 2012, Çarşamba
Çocuklarda yalan söyleme 26 Eylül 2012, Çarşamba
Çocuğum neden okula gitmek istemiyor, onu okula gitmeye nasıl alıştıracağım ? 12 Eylül 2012, Çarşamba
Okula dönmek... 5 Eylül 2012, Çarşamba
Çocukları Kabul Etmenin Önemi 29 Ağustos 2012, Çarşamba
Çocuğum Çok Fazla Yemek Yiyor 15 Ağustos 2012, Çarşamba
Çocuğum Yemek Yemiyor 8 Ağustos 2012, Çarşamba
Özgüvenli Çocuklar ve Egosu Yüksek Çocuklar Arasındaki Farklar 1 Ağustos 2012, Çarşamba
Güven Verici, Destekleyici Anne-Baba Tutumu 18 Temmuz 2012, Çarşamba
Mükemmeliyetçi Anne-Baba Tutumu 11 Temmuz 2012, Çarşamba
Reddedici Anne-Baba Tutumu 4 Temmuz 2012, Çarşamba
Aşırı Koruyucu Anne-Baba Tutumu 27 Haziran 2012, Çarşamba
Dengesiz ve Kararsız Anne-Baba Tutumu 20 Haziran 2012, Çarşamba
İlgisiz Ve Kayıtsız Anne-Baba Tutumu 13 Haziran 2012, Çarşamba
Serbest Anne-Baba Tutumu 6 Haziran 2012, Çarşamba
ANNE-BABA TUTUMLARI VE ÖZELLİKLERİ 29 Mayıs 2012, Salı
Çocuklar İçin Anne, Baba Örneği ve Önemi 22 Mayıs 2012, Salı
Çocuklarda özgüven nasıl gelişir? 16 Mayıs 2012, Çarşamba
Çocuklarda Merhamet Duygusu Nasıl Gelişir? 22 Şubat 2012, Çarşamba
Sorumluluk Sahibi Çocuk Yetiştirmek 8 Şubat 2012, Çarşamba
Okul öncesi çocuklarda çalma davranışı 18 Ocak 2012, Çarşamba
Baba-Çocuk İlteşimi 11 Ocak 2012, Çarşamba
Anne- Çocuk İletişimi 28 Aralık 2011, Çarşamba
Çocuklarda etkili iletişim 14 Aralık 2011, Çarşamba
5-6 Yaş Çocuğunun Gelişimsel Özellikleri 7 Aralık 2011, Çarşamba
4-5 yaş çocuklarının gelişimsel özellikleri 30 Kasım 2011, Çarşamba
3-4 Yaş çocukların özellikleri 16 Kasım 2011, Çarşamba
Bebeksi davranışlar geri dönerse 10 Kasım 2011, Perşembe
Okul öncesi eğitimde disiplin 2 Kasım 2011, Çarşamba
Okul Öncesinde Değerler Eğitimi 26 Ekim 2011, Çarşamba
Okul öncesi dönemde arkadaşlık ilişkileri 19 Ekim 2011, Çarşamba
Bebek ve Çocuklarda Korkular 12 Ekim 2011, Çarşamba
Dikkat Eksikliği ve Hiparaktivite 5 Ekim 2011, Çarşamba
Eğitim ve Öğretimde Anne Babaya düşen görevler 14 Eylül 2011, Çarşamba
Çocuğum Okula Başlıyor 7 Eylül 2011, Çarşamba
Çocuklarda tuvalet alışkanlığı 24 Ağustos 2011, Çarşamba
Okul Öncesi Dönemde Çocuk ve Televizyon 17 Ağustos 2011, Çarşamba
Çocuğuma nasıl hayır cevabını verebilirim 9 Ağustos 2011, Salı
Çocuk ve oyun 3 Ağustos 2011, Çarşamba
Gelişim Dönemleri ve Özellikleri 19 Temmuz 2011, Salı
Gelişim İlkeleri 5 Temmuz 2011, Salı
Başlarken 29 Haziran 2011, Çarşamba