6 Aralık 2020, Pazar

Yaşamın ta kendisi; SU (2)

8 Aralık 2011, Perşembe

     


Şermin Örter

Suyumun güvenli olduğunu nereden anlarım?
*Şişelenmiş sular Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli olarak analizlerle denetlenmektedir. Bu analiz sonuçları biz dahil tüm fabrikalardan  istenmelidir.
*Su kapaklarının sıkıca kapalı olduğuna dikkat edilmelidir
*Etiket bilgilerinde izin tarih ve numarası bulunmalı.(Aynı zamanda etiketlerde yer alan analiz sonuçları da incelenebilir.)
*Su rengi berrak olmalı.
*Etiketi solmuş, şişe şekli bozulmuş sular satın alınmamalıdır.
* Tüketiciler ambalaj üzerindeki kapakta, şişe üstünde, etikette ve emniyet bandında suyun adını görmeli.
Ambalajlı suları kullanırken nelere dikkat etmeliyim?
*Olumsuz tat ve koku verebilecek her türlü ortamdan ve gıda maddesinden uzak tutmaya özen gösterilmeli
* Kalorifer yanında, direkt güneş ışığı altında tutulmamalı
* Boş damacana içerisine ayran, tuşu, mazot v.s. gibi herhangi bir yabancı madde atılmamalı
* Damacanayı pompa yada sebilsiz kullanılıyorsa, kapağı açık bırakılmamalı
 *Damacana kapakları atılmamalı, boş damacanalar teslim edilirken kapağı kapatılmalı
* Damacana bayiini de suyu taşıdığı araç bakımından sorgulayın

Damacana Sebilleri:
19 litre damacana sular, polikarbonat şişe içerisinde tüketime sunulmaktadır. Polikarbonat gözle görülmeyen gözenek çaplarına sahiptir ve dışarıdan hava alışverişi yapar.
Damacana sebili,19 litrelik ambalajların tüketilmesine yardımcı bir ekipmandır. Sebil muslukları ve iç kısım; ortamdaki hava ile temas ederek çalışmaktadır. Bu nedenle dış ortamdaki tüm uygunsuzluklar( kötü koku, toz vs kirler) suda olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Bu nedenle sebil kullanırken şunlara dikkat edilmeli;
*Direkt güneş ışığına konulmamalı,
*Nemli, buharlı ortamlarda tutulmamalı,
* Toz, toprak akışının çok olduğu bölümlerde tutulmamalıdır,
*Temizliğine dikkat edilmeli
*Dış yüzeyi ,her gün tozlardan uzaklaştırılmalıdır
*Musluk ağızları gelişi güzel, temiz olmayan bezlerle temizlenmemeli

Damacana Pompaları:

19 litre damacana sular  çoğu mekanda pompalar vasıtası ile de tüketilmektedir, bu esnada pompa musluğundaki tıpanın sürekli kapalı tutulmasına dikkat edilmeli, sık sık temizlenmelidir. Çünkü hem sebil hem de pompaların temizliği suyunuzun sağlıklı muhafazası için çok önemlidir.
Pompa temizliğini şu şekilde sık sık yapmanız sağlığınız açısından oldukça önemli bir noktadır. Pompa öncelikle damacanadan sökülür yüzeyinde gözle görülür kirlenme yosunlaşma varsa temiz bir fırça ile yüzeyden uzaklaştırılır daha sonra bir kap içine kaynar su alınır ve pompa ile bu su bitene dek çekilir ve dış yüzeyi de iyice temizlenerek damacanaya geri takılır.
Sebil ve pompalar deterjan ile yıkanıyorsa, bol su ile durulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki yetersiz durulama sonucunda deterjan kokusu ve tadı suya geçer.

Ambalajlı Sular üzerine oynanan oyunlar YANLIŞ!

Bu kadar denetim ve kontrollerden geçen aynı zamanda kendi bünyesinde de uygulanan proseslere titizlikle yaklaşılan ambalajlı sular bir takım arıtma cihazı satan firmalarca karalanmaya çalışılmaktadır.

Firma elemanı, tanıtımlar esnasında, cihazlardan elde edilmiş arıtılmış suyu ve tüketicinin kullanmış olduğu ambalajlı suyu karşılaştırıyor. Arıtmacının tüketiciyi kandırmakta kullandığı elektroliz aygıtının iki çubuğundan biri cihazın arıttığı, diğeri de evde kullanılan ambalajlı sudan alınan örneğin içine konuluyor. Ardından elektroliz cihazına ve dolayısıyla elektrotlar aracılığıyla suya elektrik akımı veriliyor. Satıcının arıttığı, içindeki tüm minerallerden arındırılmış saf sularda kirlilik oluşmuyor. Bu da cihazın arıttığı suyun iletkenlik özelliğini kaybetmesinden yani içinde mineral olmamasından kaynaklanıyor. Ancak ambalajlı suya akım verildiğinde ,suda renk bozulması ve tortulaşma oluyor. Bu da ambalajlı suların insan vücudu için gerekli olan mineralleri içermesinden kaynaklanıyor. Tüketicinin bilgisizliğinden faydalanan satıcı, bu sonucu ambalajlı suların pis ve mikroplu olduğuna bağlayarak cihazı satmaya çalışıyor. Halbuki cihazın arıtmış olduğu saf su adı üstünde her türlü minerallerinden arıtıldığı için insan vücuduna yararlı hiçbir şey içermemekle birlikte yalnızca susuzluğu gidermektedir.

Arıtma cihazlarının suyun sertliğini sıfırlaması ,suyun yumuşaklığı konusunda da tüketicilerimizin bilgilendirilmesi gerekliliğini doğurmaktadır. Suyun sertliğini kalsiyum ve magnezyum oluşturur. Kalsiyum kemik gelişimini sağlar, magnezyum ise kalp krizin önler, insanların relax olmasını sağlayan minerallerdir. Yani arıtma cihazından temin edilen sıfır mineralli sularda bu etkiler de sıfırdır. Böylelikle bu sular vücut kemik yapımızın ve beyin, kalp , sinir sistemimizin güçsüz ve hastalıklı olmasına neden olacaktır. Kimyasal olarak sıfırlanmış sular bakteriyolojik olarak uygun olduğu anlamına gelmemektedir. Ambalajlı suları arıtma sularına göre her zaman tercih etmeniz gerekmektedir.

Şunu da belirtmekte fayda var, arıtma cihazlarında kimyasal olarak içinde mineralden eser kalmayan saf suyun evlerimizdeki makinelerde kullanımı doğru tercih olabilir ,fakat söz konusu olan bu suyun içilebilmesi ve sağlıklı olması ise arıtılmış sularda sağlıktan değil ancak hastalıklardan bahsedilebilir. Bu tanıtım yöntemleri tüketicileri yanıltarak Sağlıklı doğal kaynak ve mineral, suyun faydalarından mahrum kalmalarına neden olmaktadır. SUDER’in isteği üzerine hazırlanan, İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı raporuna göre; arıtma cihazından temin edilmiş suda çözülmüş mineral kalmadığından elektrotlar arasında elektrik iletimi sağlanamamakta ,bu nedenle demir elektrottan(cihazdaki elektrortlardan biri demir) her hangi bir demir çözülümü gerçekleşmeyerek suda renk değişimi ve çökelti oluşmamaktadır. Raporun sonuç bölümünde de şu belirtilmektedir;” Suya uygulanan elektroliz işlemi suda bulunabilecek kimyasal veya bakteriyolojik kirleticileri tespit edere bu konuda bir sonuca varılmasını sağlayacak bilimsel bir yöntem değildir. Arıtma cihazından geçirilen suyun içeriğinde doğal olarak bulunan toplam mineral içeriği %94 azalarak yararlı mineraller miktarı yok denebilecek kadar azalmaktadır.”

Belediye olarak yapmış olduğumuz hem şebeke hem de ambalajlı su kontrollerinde biz bu kirlilikleri tespit edebilmek için pek çok analiz yöntemine başvurmaktayız yani her şey o kadar kolay değil!!!!

Ambalajlı sular üzerine oynanan bir diğer oyun ise dolumu yapılan polikarbon kaplar üzerinedir. Benim tahminimce cam şişe üreticilerinin ve arıtma cihazı satıcılarının ortaya attığı asılsız bir haber olan damacanalardaki 3 ve 7 rakamlarının daha doğrusu Bisfenol-A maddesinin kanserojen etki yaptığı iddialarıdır. Evet damacanaların altına baktığınızda bu rakamları göreceksiniz ancak sektörün alanında örgütlü tek sivil toplum kuruluşu olan  SUDER başkanı Adnan Çavuş’un yapmış olduğu bir açıklamayı aktararak belirtmek isterim ki “Damacana su ambalajlarında kullanılan materyallerin simgesi olarak belirtilen ,Çevre ve Orman Bakanlığı’nın (bugünkü adı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) Ambalaj Atıkları Yönetmeliği’nde yer alan bu rakamlardan 3 polivinil klorürü (PVC),7 ise polikarbonu da içeren numaralandırılmamış diğer ambalaj malzemelerini ifade eder ve ambalajın, geri toplama sürecinde kolay ayırt edilmesi ve ambalaj materyali konusunda tüketicinin bilgilendirilmesi amacı ile gönüllü olarak yazılır. Bu rakamların, damacanaların sağlık açısından güvenirliği ile hiçbir ilgisi yoktur.”  Bisfenol-A maddesi evet  bu tür ambalajlarda yasaklandı ancak yalnızca bebek beslenmesinde kullanılan biberon gibi ürünlere bu yasaklama getirildi çünkü biberonlar çok sıcak ortamlarda tutulduğu ve bu maddenin de bu şekilde bebeklere geçebildiği için. Fakat bu su için geçerli değildir şöyle ki; bu konu ile ilgili olarak dünyada ilk kez  bir çalışma yapıldı. Hacettepe Üniversitesi Gıda Araştırma Merkezi’nin 42 farklı damacana suyunda yaptığı araştırmaya göre BPA’nın ,insan sağlığına etkisinin “yok denebilecek düzeyde” olduğu ortaya çıktı. Bu araştırmaya göre ,damacanalarda bulunan ve kansere neden olduğu belirtilen BPA’nın risk oluşturabilmesi için damacanalardaki doğal kaynak ve mineralli suların 35 derecede yaklaşık olarak 32 yıl depolanması gerek.

Dolumlarda tüm bayilerimizin de bildiği üzere 3 yıldan daha eski damacanaların doldurulmamasına da bir nebze de olsa bu nedenle dikkat edilmektedir.

Tüm okurlarımızın,  kendisi başlı başına yaşam olan suya bu nedenle çok özen göstermeleri gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum….
Suyunuzda lütfen seçici olun…



Yazarın Tüm Yazıları
Kurban Bayramında Dikkat! 23 Ekim 2012, Salı
Sadece tüketmek için mi?! 14 Haziran 2012, Perşembe
Ferahlarken şifa da bulalım! 24 Mayıs 2012, Perşembe
Doğru Beslenme 23 Şubat 2012, Perşembe
Lezzeti içindeki zenginliğinden! 30 Aralık 2011, Cuma
Yaşamın ta kendisi; SU (2) 8 Aralık 2011, Perşembe
Yaşamın ta kendisi; SU 25 Kasım 2011, Cuma
Gıda Mühendisi Şermin Örter de Madran’da 23 Kasım 2011, Çarşamba