29 Eylül 2020, Salı

İlkyardım

29 Kasım 2011, Salı

     


Aylin Dinçer

Birçoğumuz acil durumlarda, yaralanmalarda, kazalarda kazazedeye nasıl yaklaşmamız gerektiğini maalesef bilmiyoruz.

Gerçekten yardım etmek isterken bazen telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabiliyoruz. Kısaca bu durumlardan bahsetmenin hepimizin yararına olacağını düşünüyorum:

Bir kazazedeye müdahale sırasında ilk önce solunum kontrol edilerek sürekliliği sağlanmalıdır. Sonra dolaşım (nabzın varlığı) saptanmalı ve sürekliliği sağlanmalıdır.

Bilincin açık olup olmadığı kontrol edilir. Bilinci kapanan kişilerde kaslar gevşer; kökü alt çeneye bağlı bir kas olan dil, geriye kayarak soluk yolunu tıkayabilir. Baş geriye yatırıldığında çene yukarı kalkar, bu esnada ona bağlı olan dil de yükselir ve soluk yolu açılır.

Solunum sayısı  değişmekle  beraber genellikle erişkinde 15-20 kez/dakika, çocukta  20-30 kez/dakika, bebekte 30-40 kez/dakika arasındadır, normal solunum yüzeysel veya derin değildir.

• Solunum hızlı ve yüzeysel ise, şok, zehirlenme vb. olabilir.

• Solunum  derin, zorlanarak, kesik kesik ise, nedeni : solunum yolu kısmen tıkalı ya da akciğer sorunu olabilir.                           
                          
• Kişi konuşamıyor, öksüremiyor ve refleks olarak iki eliyle boğazını tutuyorsa , nedeni: soluk yolu  yabancı cisimle tıkanmıştır.  Bir süre sonrada bilinç kaybı gelişir

Eğer Kanamalı bir hasta ile karşı karşıyaysak hastada ilk yapılması gereken kanamayı durdurmaktır.

* Yaranın daha fazla kirlenmesini önlemek için yara steril gazlı bezle kapatılır

* Yaralı kısmın hareket etmesi önlenir

Yarada yabancı cisim varsa:

- Yabancı cisimleri çıkarmaya çalışmayalım

- Yabancı cismi sabitlemek üzere kalın pansuman malzemesi kullanın

Kaza sonrası bilinci kapalı her hastada omurga yaralanması olasılığı varsayılmalıdır. Omurga yaralanmalarında kırıklar veya ezilmeler meydana geldiğinde omurilik etkilenirse felç hatta ölüm meydana gelebilir. Bu nedenle omurga yaralanmalarında hastanın KESİNLİKLE HAREKET ETTİRİLMEMESİ gerekir. Hasta sert bir zemin üzerine yatırılarak (ya da baş-sırt-kalça aynı düzlemde olacak şekilde) taşınmalıdır.

Yanık varsa;

Isı, ışın, elektrik veya kimyasal maddelere maruz kalma sonucunda deri ve derialtı dokularda meydana gelen bir çeşit yaralanmadır.

Derinlik 

1. derece yanıklar: Derinin sadece en üst tabakasının zedelendiği yanıklardır. Kızarıklık, gerginlik ve ağrı görülür. Örnek: güneş yanıkları. 

2. derece yanıklar: Derinin üst ve değişen oranlarda alt kısmının etkilendiği yanıklardır. Kızarıklık, gerginlik, ağrı ve su toplanması (bül) ile karakterizedir. 

3. derece yanıklar: Tüm deriyi kapsayan; derialtı dokularına, derin dokulara ve hatta kemiklere kadar ulaşan yanıklardır. Deri kuru kayış gibi olabilir veya renk değişikliği  görülebilir (kömür gibi, beyaz veya kahverengi olabilir ). Şiddetli yanıklarda, yüzeysel sinir uçları ve kan damarları zedeleneceğinden yanık alanda his kaybı olabilir, buna karşın çevredeki daha az yanmış olan doku aşırı ağrılı olabilir.

Yanma sürecini sona erdirerek daha fazla yaralanmayı önlemek gerekir; alevi söndürmek, kızgın metali uzaklaştırmak, yaş ısıya maruz kalmış giysileri çıkarmak vb gibi (sentetik giysiler deriye yapışmışsa dokunulmaz; kaynar sıvı yanığında eğer olayın üzerinden zaman geçmişse giysiler soğuk suya tutulmadan önce çıkarılmaz aksi halde yapışan deride çıkar)

Birinci derece yanıklarda: En az 10 dakika soğuk suya tutulur

Açık yanık yarası hava ile temas ettiği sürece ağrıya neden olacağından, yaranın hemen hava ile teması kesilmelidir, bunun için yara nemli steril gazlı bez ile kapatılır. Böylece enfeksiyondan da korunmuş olur.



Yazarın Tüm Yazıları
Hamilelikte nasıl beslenmeliyiz? 24 Aralık 2012, Pazartesi
Yatan hasta bakım ürünleri 4 Aralık 2012, Salı
Güneşten Korunmanın yolları 22 Mayıs 2012, Salı
Aromaterapi 7 Mart 2012, Çarşamba
Fitoterapi 31 Ocak 2012, Salı
İlk Yardım (2) 20 Aralık 2011, Salı
İlkyardım 29 Kasım 2011, Salı
İlaç - Besin etkileşimi 25 Ekim 2011, Salı
OMEGA 3 nedir? Ne işe yarar? 11 Ekim 2011, Salı
Grip/Grip Aşısı 27 Eylül 2011, Salı
Eczacı Aylin Dinçer yazıları ile Çine Madran’da 23 Eylül 2011, Cuma