11 Nisan 2021, Pazar

“Gizli ve sessiz katil”

1 Nisan 2021, Perşembe 13:18

     


Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan, “Yüksek tansiyon çoğunlukla herhangi bir semptom vermeden hastalarımızda ancak tansiyonu ölçtüğümüz zaman ortaya çıkan sessiz katil dediğimiz bir rahatsızlık. Çok şanslı bir hasta grubunda ancak belirtilerle ortaya çıkıyor” dedi.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan ve Diyetisyen Rabia Yoran, tvDEN ekranlarında yayınlanan Gazeteci Emin Aydın’ın hazırlayıp sunduğu Baş Başa’da Sağlık Vakti programının konuğu oldu. Diyetisyen Yoran, İdeal kiloda olmamanın hipertansiyonu tetiklediğini belirtti.

“HİPERTANSİYON NEDİR?”

Hipertansiyon hakkında açıklama yapan Ceyhan, “Hipertansiyon ya da tam Türkçe karşılığı yüksek tansiyon dediğimiz olay, biz kardiyologların ve diğer hekimlerin günlük pratiğini belki de en çok meşgul eden rahatsızlıklardan birisidir. Hipertansiyon, damarlar içerisindeki kanın damar duvarlarına oluşturduğu baskıya, basınca yani damar çeperine oluşturduğu etkiye biz kan basıncı diyoruz. Belli rakamların üzerine çıktığı zaman bu kan basıncı yüksek kan basıncından söz ediyoruz. Kan basıncını tabi ölçerken iki tane temel değerimiz var. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon dediğimiz iki kan basıncımız var. Birinci duyduğumuz klasiktir, manşonu kolunuza sararsınız stetoskopu kolunuza takarsınız yavaş yavaş şişirdiğiniz manşonu indirirken birinci sesi duyarsınız, bu büyük tansiyondur. Sonra ses yavaş yavaş azalır ve kaybolur, kaybolduğu noktada duyduğumuzda ya da duyamadığımızda ise küçük kan basıncıdır. Biz sağlık hekimleri onu 120,130 ve 140 diye ifade ederken halkımız ise 11,12 ve 13 diye ifade eder. Bizde artık günlük pratiğimizde insanlar anlasın diye 140’a 90 demiyoruz da, 14’e 9 diyoruz. Damarlarınızda ne kadar çok direnç varsa, damarlarınız gevşeyebilme yeteneğini ne kadar zor yapıyorsa kanınız damar duvarlarına çarptığı zaman o kadar büyük bir dirençle karşılaşır. Kalpte kan basıncı yükseldikçe bu dirence karşı çalışmaya gayret eder. Bir musluğun hortumunun ucunu sıkarsanız su tazyikli gider, bizde yüksek tansiyonlu hastalarda o tazyikin vücut üzerinde oluşturduğu mekanik zararlara bakıyoruz” dedi.

“YÜKSEK TANSİYON ÖLÇÜLEREK FARK EDİLEBİLİYOR”

Yüksek tansiyonun ölçümle ortaya çıkan bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Ceyhan,” Yüksek tansiyon çoğunlukla herhangi bir semptom vermeden hastalarımızda ancak tansiyonu ölçtüğümüz zaman ortaya çıkan sessiz katil dediğimiz bir rahatsızlık. Çok şanslı bir hasta grubunda ancak belirtilerle ortaya çıkıyor. Tansiyonu ne yazık ki ancak vakaların yarısında kan basıncımızı ölçerek fark edebiliyoruz. Uzun süre yüksek kan basıncına maruz kalmış kişilerde kan basıncını fark etmek mümkün olmayabiliyor. Yüksek tansiyon öncelikle beyni etkiliyor, daha sonra kalbi etkiliyor, böbrekleri etkiliyor, vücut damarlarımızı ve gözümüzü etkiliyor, temel olarak beş tane hedef organı var. Bize en çok dramatik sonuçlarla yansıyan yan etkiler ya da hedef organlardır. Hastalarımız ya kanayarak ya da beyne pıhtı atmak suretiyle felç geçiriyorlar. En çok inme dediğimiz felç ile karşımıza çıkıyor. Kalpte ise, yüksek kan basıncına karşı çalışan kalp, kalp kaslarında irileşmeye ve kalınlaşmaya gidiyor. Bunun arkasından ise çalışa çalışa bir yorgunluk ortaya çıkıyor kalpte ve kalp yetersizliği ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra kalp tıkanıklığına yani kalp ve damar hastalıklarına meyil yaratıyor. Yine büyük atardamarlarımızda yüksek basıncın etkisiyle damar genişlemesi ve damar yırtılması ortaya çıkıyor. Yine çok ölümcül seyreden aort yırtılması dediğimiz hastalığa yol açabiliyor. Böbreklerde ise, kronik böbrek yetmezliği dediğimiz sonunun diyalizle son bulduğu kötü gidişli kronik bir hastalığa yol açabiliyor. Özellikle diyabet ve hipertansiyon bir araya gelirse kronik böbrek yetmezliği dediğimiz bir olay kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda ne yazık ki kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkıyor. Gözlerde ise göz dibi kanamalarına yol açıyor. Görme bozukluklarına yol açıyor. Yine düşman kardeş olan diyabetle bir aradaysa ciddi görme kayıplarına yol açabiliyor. Etraf damarlarımızda da yine Periferik damar hastalığı dediğimiz damarlarımızın tıkanmasına meyil yaratan bir problem ortaya çıkıyor” diye konuştu.

“HİPERTANSİYONDA YÜZDE 90 BİR NEDEN ORTAYA KOYAMIYORUZ”

Ceyhan,” Hipertansiyonun yüzde 90’ınında çok özgün bir neden ne yazık ki ortaya çıkaramıyoruz. Genetik yatkınlık, tuzdan fazla beslenme, obezite, insülin direnci ve tuza karşı aşırı yatkınlık bütün bunların hepsi yüksek tansiyona meyil yaratıyor. Biz yüzde 10’luk bir hipertansiyon grubunda özel bir sebep tespit edebiliyoruz. Bunlar ise, örneğin böbrek atardamarımızda daralma, örneğin böbrek üstü bezimizde fazladan hormon salgılanmasıdır. Yine hipertiroidi dediğimiz troid bezinin fazla çalışması, kronik böbrek yetmezliği dediğimiz böbreğin füzme fonksiyonunun ortadan kalkması, uyku apne sendromu dediğimiz özellikle obeziteyle birlikte seyreden hastalığın varlığı. Yine günlük hayatta gereksiz yere kullanmış olduğumuz ilaçlar. Yine sigara ve alkolün fazla tüketilmesi bizi hipertansiyona meyilli hale getiriyor” diye konuştu.

“İDEAL KİLODA OLMAMAK HİPERTANSİYONU TETİKLİYOR”

İdeal kiloda olmamanın hipertansiyonu tetiklediğini belirten Diyetisyen Rabia Yoran,” Yeterli ve dengeli beslenmek en önemlisi. Vücudumuzun neye ihtiyacı varsa ona göre bir beslenme programının planlanıyor olması lazım. Bu durumda ideal kilonuzda olabiliyorsunuz. Özellikle hipertansiyonu tetikleyen noktalardan birisi de kişinin kesinlikle ideal kilosunda olmamasıdır. İdeal kiloda olmadığımızda organ çevresinde ciddi bir yağlanma probleminiz varsa bu çok ciddi anlamda kan basıncını yükseltebiliyor. Otomatik olarak kişilerde insülin direnci gelişiyor. İnsülin direnci de tansiyonla bağlantılı. İnsülin bir miktar kan basıncını yükseltebilen bir hormon. O yüzden belli bir seviyede kalmasını isteriz. Bu yükseldiği zamanda otomatik olarak tansiyonda da bir yükselme durumu var. Genelde hep ideal kiloyla bağlantısını kurabileceğimiz şekilde bir sıvı anlamında bir problem oluyor kişilerde. Tansiyonunuz yüksekse de biz hep sıvı alınmasını öneriyoruz kişilere. Sıvı hem metabolik anlamda daha randımanlı bir metabolizma çalışmasını sağlıyor, hem de yine dolaylı yollardan aslında kan basıncımızın dengelenmesine yardımcı oluyor. Özellikle bazı vitamin ve mineral eksiklikleri ciddi anlamda tansiyon problemlerine yol açabiliyor” ifadelerini kullandı. (AYHAN BOĞATARAN)







 
Son Eklenen Haberler