• 11 Nisan 2013, Perşembe 09:03

Çine Siyasi tarihinin en renkli yüzü: Ali Dinçer

Ali Dinçer Partili Arkadaşlarıyla Çine Belediye binası önünde

Hazırlayan: Arif Ali Uyguç

Fotoğraflar: Sezgin Madran

Küçük bir yaşanmış
12 Eylül 1980 Askeri harekâtından sonra gelmişti askerden. O günlerde, aileye ait dükkânda babasına yardım ediyordu. Ali Dinçer’in dükkânlarından birinde kirada oturuyorlardı. Bir gün Ali Dinçer dükkâna geldi.
“Maliye sınavları var” dedi. “Gir, sınavı kazan, seni memur olarak göreve başlatalım.”
Asker yönetimi ele geçireli 5 ay kadar olmuştu. Ali Dinçer eski bir siyasetçiydi ve peşinden koştuğu siyasi partinin yöneticileri ve alt kadroları görevden alınmış, kimisi yargılanmaya başlamıştı. Kısacası Ankara’da iğne ucu kadar söz sahibi değildi ama Ali Dinçer hala Çineli gençlerin önüne iş imkânı sunuyordu. Onun etkin kişiliği bu şartlarda bile sürüyordu.
Genç adam, Ali Dinçer’in söylediklerini umursamadı çünkü dükkânda iyi para kazanıyordu ve ayrılma gibi bir düşüncesi yoktu. Diğer yandan aile, varlık olarak da kendine yeten Çineli ailelerden biriydi.
Ali Dinçer iki ay kadar sonra dükkâna yeniden geldi.
“Polislik sınavları var. Yazılıyı kazanırsan sana yardımcı oluruz, polis olursun.”
“Düşüneyim Ali Amca” dedi genç adam.
Bir süre sonra babası geldi dükkâna.
“Ali Dinçer ikidir dükkâna gelip benim memurluk sınavlarına girmemi öneriyor. Sen mi gönderiyorsun bu adamı benim yanıma” diye serzenişte bulurdu Babasına.
Ali Dinçer, o günden sonra genç adamın yanında bir daha memurluk sınavlarından söz etmedi.
Bu Genç Adam, Ali Dinçer’i yazmaya karar verdiğimde açmıştı konuyu.
“O olaylardan bir süre sonra dükkânı kapattık ve ben sigortalı olarak bulduğum işlerde çalışmaya başladım. Keşke sözünü dinleyip memurluk sınavlarına girseydim. Adam bizim ticari geleceğimizi o günlerde görmüş” diye de serzenişte bulunmaktan kendini alamıyordu.

En aşina kişiliklerdendi
Bazı insanlar vardır; renkli kişiliği ile her zaman adından söz ettirir. O insanlar, düğünde, bayramda, gece eğlencelerinde hep vardır. O nedenle herkes tarafından bilinir, tanınır.
Bazı insanlar vardır; her cenazede, her sivil toplum harekâtında yer alır. Onlar da toplumun büyük kesimi tarafından bilinir, tanınır.
Bazı insanlar vardır; toplumun her kesimi tarafından isim olarak tanınır ama sima olarak pek bilinen bir yüzü yoktur. O bedensel anlamda ortalık yerde pek dolaşmaz, her yere girip çıkmaz ama adını herkes bilir.
Son insanların sınıfındaydı Ali Dinçer.
Siyasi kimliği ile Çine’nin her kesimi tarafından bilinen ama ortalık yerde pek dolaşmadığı için sima olarak birçok insan tarafından tanınmayan biriydi Dinçer. Halk onu yalnızca Demokrat Parti ya da Adalet Partisi mitinglerinde görürdü.
“Bir düğüne gelse, bir köşeye oturur, sessizce yemeğini yer, okuntusunu verir giderdi” diye anlatılıyor.
“Her cenazede bulunurdu ama ön planda olmazdı” diye anlatılıyor.
Kısa boylu, sıradan görüntüsü olan, kendi halinde biriydi O.

Ali Ustanın Oğlu
Kahraman Köyü’nden, Ali Ustanın Ali’nin oğlu Ali Dinçer. Annesi Karakollar Köyünden Fatma.
1912 yılında doğmuş; 2’si kız, 7 kardeşten biri.
İlkokul mezunu. İyi Osmanlıca bildiği herkes tarafından biliniyor. Latin alfabesini daha sonra kendi çabasıyla öğrenen kuşağın temsilcilerinden denilebilir.
Hacıeminlerden İbrahim Eker’in Kızı Melek ile 1944 yılında evlenmiş Ali Dinçer. 3 erkek çocuğu olmuş. 4 torun, 3 de torun çocuğu bulunuyor.
1992 yılında kalp ameliyatı sırasında vefat eden Ali Dinçer’in mezarı Evciler Mezarlığında.

Kunduracı Ali
Ali Dinçer ailece kunduracılık yapan Çinelilerden. Ağabeyi Salih Dinçer ile birlikte, evlendiği güne kadar kunduracılık yapmış. Evlendikten sonra kunduracılık işini bırakmış ve hazır ayakkabı işine başlamış.
“Bizim çıraklık zamanımızda hazır ayakkabıyı getiren yalnızca Salih Amca (Dinçer) vardı, diğerleri ayakkabı yapardı” diyor Osman Özay.
“Ayakkabıcılık yapan Ali Dinçer, Serter (Salim Serter’in Babası) Dedemiz, İsmet Çalışkan, Ağabeylerim, Osman Türkoğlu, Hasan Amcam, Sadık Dede, Mustafa Uzunova vardı. Ali Dinçer ince iş yapardı. Bizim iş kaba işçilikti. O amirlerin, memurların giydiği ayakkabıları; kösele ayakkabı dikerdi. Körüklü çizme kaba işçiliğe girer; sonradan çıktı bu körüklü çizme modası. Biz iskarpin diker satardık.”

Sosyal kişiliği
Ali Dinçer, hazır ayakkabı satmaya başladıktan sonra sosyal faaliyetlerde bulunmaya başlamış.
“Özel işleriyle uğraşmaya zaman bulamadığı anlarda Ali Rıza (Coşkun) Amca imdadına yetişmiş” diyor Oğlu Yalçın Dinçer.
“Babam, sanata ilgi duyan, sanat yapmayı seven bir insandı. Nuri Güngör (Nuri Güngör’ün eşi, Ali Dinçer’in Teyze çocuğu) ile birlikte Halk Evlerinde faaliyetlerde bulunmaya başlamış. Biliyorsunuz o dönemde Nuri Güngör Belediye Başkanı; aynı zamanda Halk Evleri Başkanlığı da yapıyor. Ali Usta, sanatı seven bir insan; çocuklarının sanatsal faaliyetlerde bulunmalarını isteyen bir kişiliği var. O nedenle Babam ve diğer kardeşleri Halk Evlerine gider gelirlermiş.”
“Salih Amcam keman dersi almış Halk Evlerinde. Babam tiyatro eğitimi almış o aralar. Birlikte sanat yapmaları için uygun ortam o zaman Halk Evleri.”

Tiyatro turneleri
Halkevi sanat çalışmalarına aktif olarak katılanlardan Ali Dinçer. Aldığı tiyatroculuk eğitimini sahneye taşıyan birçok Çineli gençten biri olarak çıkıyor karşımıza. Nihat Tüzmen, Nihat Erol, Ali Rıza Coşkun, Tahsin Eroğlu gibi isimlerle birlikte hazırladıkları oyunları Çine merkez dışında Akçaova ve köylere de taşımışlar ve sahnelemişler.
Çine Halkevi Temsil kolu olarak düzenledikleri gezilerde ve sahneye koydukları oyunlarda çekildikleri fotoğraflar göz dolduruyor.
“Vatan ve Vazife” adlı oyunu 1939-40 yıllarında birçok yerde sahneye koymuşlar. Gittikleri köylerde bir sahne ve dekor aramadan, köy meydanında sergilemişler. O dönemlerde Çine Halk Evleri’nin sanatsal faaliyetlerine katılanları burada saymayacağız; liste o kadar uzun ki. Herkes bir sanatsal faaliyetin içindeymiş o dönemlerde. Halk Evlerinin kapanmasından sonra vatandaşların sanata ayırdıkları zaman ortadan kaybolup gitmiş.
Çine’deki tiyatro hevesini önce İstanbul’a, ardından tüm Türkiye’ye taşımayı başaran Şükran Güngör’ün üzerinde çok etkisi olduğu bilinen Ali Dinçer (Şükran Güngör’ün dayısıydı) ve diğer Çineli Sanatçıların tiyatro çalışmaları 1980’li yıllara kadar sürmüştür.

Demokrat Parti
Ali Dinçer’in siyasi kimliğinin ön plana çıkışı, Demokrat Parti’nin (DP) kurulma çalışmaları (1945’ler) zamanına denk düşüyor.
“Hüsamettin Coşkun, Ali Şen gibi kasabanın önde gelen insanları ile birlikte DP’yi kurmuşlar” diyor Yalçın Dinçer.
DP, 1950 yılında iktidara geldiğinde Ali Dinçer henüz 38 yaşında. Ülkede yönetimi ele almalarının yanı sıra Çine’de de DP’den Ali Şen’in Belediye Başkanlığı koltuğuna oturmasını sağlamışlar.
“Ali Şen ile Ali Dinçer geçinemezlerdi ama parti çıkarları için birlikte hareket etmek zorunda olduklarını biliyorlardı. O nedenle iç kavgayı dışarıya yansıtmamaya çalışıyorlardı” deniliyor.

Sağ görüşlü kişilik
Ali Dinçer’i herkes DP’de ve daha sonra Adalet Partisi’nde (AP) görev alması nedeniyle sağ görüşlü biri olarak görmüştür.
“Köy Enstitülerini ve çalışmalarını destekleyen bir politikayı her zaman ön planda tuttu” diyor Yalçın Dinçer.
“Sohbetlerinde; Köy Enstitülerinin kapatılmasının en büyük yanlış olduğunu yinelerdi. Kalkınmanın köylerden başlaması gerektiğini söylerdi. Her köyde bir okul bulunması için çaba harcamıştır. Suyu olmayan, yolu düzgün olmayan, camisi olmayan köy kalmasın isterdi. Elektriğin getirilmesi için yaptığı çalışmalarda çektiği zorlukları herkesin bildiğini sanıyorum.”

Makam peşinde koşmadı
Yıllarca Aydın’da ve Ankara’daki yönetimde söz sahibi olan bir kişiliğe sahip olmasına rağmen bir koltuğa oturmayı düşünmemiş Ali Dinçer.
“İl Genel Meclisi Üyeliği ona yetmiş olmalı” diyorlar.
Yaşantısı boyunca ne Belediye başkanlığı ne de benzer koltukların hevesine kapılmamış.
1960 İhtilalından sonra DP’nin ve bağlı olarak Ali Dinçer ve çevresindekilerin kasabadaki ve bağlı olarak Ankara’daki etkinlikleri bir süre askıda kalmış ama 1968 yılında Ali Şen yeniden Belediye Başkanı seçildiğinde ön plana çıkmayı başarmışlar.
1973 yılında AP yeniden Belediye Başkanlığını kazanınca Çine’de yine söz sahibi insanlar konumuna gelmiş. Ali Dinçer’in Çine’de söz sahibi bir insan olma konumu vefatına kadar sürmüştür.

Çine Özel Lisesi
Demokrat Partinin iktidar olduğu dönemlerde Çine’ye bir lise açılması için emek harcamışlar. 1948 yılında açılan ve Atatürk İlkokulu binasının üst katında eğitimini sürdüren ortaokulu için bir bina yapılması gerektiğini Ankara’ya aktarmışlar ama cevap alamamışlar. İlk mezunlarını 1951 yılında veren ortaokuldan çıkan öğrencilerin okuyabileceği bir okul binası iznini alamamışlar.
Ankara’dan cevap gelmeyince Çine’ye özel bir lise açmaya karar vermişler ve 1962 yılında Çine Özel Lisesi’ni kurmuşlar. Bir yıl sonra Ankara olaya müdahale etmiş ve bu liseyi resmileştirmiş.

Birçok yatırıma öncülük etmiş
“Parti içindeki çekişmelerden kendisinin de rahatsız olduğu aşikârdır” diyor Yalçın Ağabey.
İstihdam ve üretimin sağlıklı şekilde sağlanabilmesi için yapılan çalışmalarda projeler üretmedeki öncü kişiliği her zaman gözlemlenmiş Ali Dinçer’in.
“Çine’ye bir salça fabrikası kurulmasının gerekliliğini söylemeye başladığında ben daha çocuktum” diye anlatıyor.
“Parti içi çekişmeler yüzünden kurulamadı o salça fabrikası. Aynı şekilde bir süt fabrikası kurma çalışmaları da yapmışlardı ama onu da kuramadılar.”
Kayıtlarda adının her zaman geçtiği ve hayata geçirdiği projelerden biri EGE-ET, Ali Dinçer’in. Bölgenin en büyük entegre tesislerinden biri olan EGE-ET’in daha sonraki yönetimler ve yöneticiler tarafından amacından saptırıldığını iddia edenler ise çoğunlukta.

ÇİNAYTAŞ ve diğer yatırımlar
“12 kişiydik. Ali Dinçer, Hüseyin Özkan, Raşit Kalkan, Fuat Soydar, Ali Savran, İbrahim Osanlı, Ben” diye sıralıyor Cavit Ataköy aklına gelen isimleri.
“İlk başta kooperatif olacaktı Çinaytaş. Raşit (Kalkan) Ağabey kooperatif işine sıcak yaklaşmadı. ‘Kooperatifçilik komünist işidir, boş verin kooperatifi. Şirket kuralım’ dedi. Benim işletmem var; Ali Dinçer’in işletmesi var. İşletmelerimiz olmasına rağmen o kooperatifi kurmaya karar verdik. Amacımız üreticinin önünü açmak; gücü bir yerde toplamak. Raşit Kalkan şirket olacak diye diretince ben kenara çekildim. Sonunda şirket olarak kuruldu ama o da yürümedi. Romanya’ya mal gönderilmeye başlandı. Adamlar birer, ikişer kiloluk paket istiyor, bizimkiler beşer, onar kiloluk paket gönderiyor. Olmadı, yürümedi ve kapatıldı. 3 kişi, 5 kişi bir araya gelelim; kim ne kadar koyarsa koysun. Bir fabrika kuralım, diye düşündük. Ben en çok salça fabrikası kurulmasını istiyordum Çine’de; Ali Dinçer de istiyordu. Sermaye yapıp, bir araya gelip kuramadık; olmadı, olmuyor Çine’de.”
Esnaf Kefalet Kooperatifinin kurulmasında öncülük etmiş Ali Dinçer. Diğer yandan çarşı içinde huzursuzluk yaratan ve kargaşaya sebep olan sanayi esnafının şehir dışına çıkartılması için yapılan çalışmalarda öncülük etmiş. Çine Sanayi Sitesi’nin kurulmasını sağlayanlardan olmuş.

Özcan Tatlıbaş izlenimleri
“Askere gitmeden önce DP Gençlik Kollarına girdik; orada bulunduk” diyor Özcan Tatlıbaş.
“O zamanlar Ali Dinçer vardı. Severdim ben Ali Dinçer’i. Adam her kapısına gelene çare bulmuş bir siyasetçidir. Esnaf Kefaletten olsun, bankalardan olsun; eğer sana para lazımsa bulur, getiri verirdi Ali Dinçer. Çözerdi senin sorununu.”
Ali Dinçer ile Ali Şen’in aralarının hiç iyi olmadığını söylüyor Özcan Tatlıbaş.
“Ali Şen tahsilliydi” diyor.
“Bildiğini okurdu, kimseyi dinlemezdi. 1950 seçimlerinden hemen sonra başladı onların çekişmesi. Yıllarca sürdü. 1969 seçimlerinde o nedenle Ali Şen bağımsız aday oldu ve kazandı.”
Çine’de mal mülk sahibi insanların fabrika, büyük işletme gibi yatırımlar yapmamasının nedenini güvensizliğe bağlıyor Özcan Tatlıbaş.
“Çineli birbirine güvenmiyor” diyor.
“Yanaşmıyorlar birbirlerine. Ortaklık olmaması, bir araya gelip büyük bir iş kurmamalarının nedeni o aslında.”
Ali Dinçer ve bir gurup Çinelinin bir yatırım çalışmasını hatırlatıyor:
“Tam bilemeyeceğim ama sanırım bir salça fabrikası projesiydi o. Ali Dinçer ve bir kaç kişi bir şirket kurdu ve katılım paylarını bir bankanın Çine Şubesi’ne yatırdılar. Yatırılan para yeterli değildi elbette. Sermayeyi tamamlamak için bir yıl beklediler; o zaman zarfında yatırdıkları para bankada bloke edildi. O sermayeyi tamamlayamadılar ve paralarını geri çektiler. Kurulmadı o fabrika. Güvensizlikten başka bir şey değil bunun nedeni.”
Ege Et’in kurulmasından da söz ediyor Özcan Tatlıbaş.
“Rüçhan hakkının kullanmadıkları için ortakların ilk başta yatırdıkları paralar şimdi çerez parası oldu. Kuruluşun arkasında olmayı bilmek de gerekiyor” diyor.

Her fotoğraf karesinde var
Çine Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi 1955 yılında kurulmuş. Kurucu 25 kişinin arasında yer alan Ali Dinçer, kurulduğu günden vefatına kadar (1992) Kooperatifin Yönetim Kurulu Bakanlığı görevini yürütmüş.
“İş aynasıdır kişinin, lafa bakılmaz” denir.
Ali Dinçer’i anlatanları dinlerken abartıldığını düşünmedim değil. Çünkü burada kaynak kişi olarak yazmadığım ama bir kaç cümle olsun söz aldığım insanlardan birçoğu Ali Dinçer için “gelen her hizmette adı geçmiştir” dedi.
Albümü önüme konulduğunda bunun hiç de abartılı olmadığını gördüm. 1950’den 1980 yıllarına kadar Çine ve köylerinde konulan her tuğlanın, atılan her kürek harcın başında bulunmuş Ali Dinçer. Yatırım için gelen Valilerin, açılış için gelen Bakanların, temel atma için yapılan törenlerin çekilmiş fotoğraflarında hep var Ali Dinçer.
O, sağlam kişiliği, hep ön planda olan siyasi kimliği ile Çine’de iz bırakanlardan biri.
Saygı ile anıyoruz.

Kaynakça:
Osman Özay; 1933 doğumlu, ilkokul mezunu, emekli
Özcan Tatlıbaş; 1935 doğumlu, İlkokul mezunu, emekli
Cavit Ataköy, 1939 doğumlu, İlkokul mezunu, emekli
Yalçın Dinçer; 1945 doğumlu, Eczacılık fakültesi, emekli

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.