• 4 Nisan 2013, Perşembe 08:00

Kendi halinde yaşamış en büyük hayırsever: Eskiçineli Hamit Çavuş

Hamit Çavuş Arkadaşlarıyla

DÜNDEN BUGÜNE ÇİNE'YE İZ BIRAKANLAR - 7

HAZIRLAYAN: Arif Ali Uyguç - Emin Aydın

1911 yılında doğan Hamit Kaya, Haceloğlu Sülalesinden Bayram ile Zeliha’nın oğlu.
1929 yılında Sarı Mehmetlerden Süleyman’ın (Çanakkale Şehidi) Kızı Cemile ile evlendi. 10 çocuk sahibi olan Kaya’nın 47 torunu, 33 torun çocuğu bulunmaktadır.
1976 yılında vefat eden Kaya’nın Eşi Cemile 1995 yılında vefat etmiştir.
Eskiçine Köyü’nde 1950 yılından ölüm tarihi 1976 yılına kadar muhtarlık yapan Hamit Kaya, kısaca çitçilikle uğraşıyordu, diyebiliriz. Askerliğini Muğla’da Karakol Komutanlığı yaptığı için Hamit Çavuş diye anılıyordu.

Herkes O’nun için söyleyecek bir söz buluyor
Hamit Kaya’nın adını ilk kez Çine Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Duman’dan duyduk.
“Hamit Çavuş size fazlasıyla yeter, yazın” demişti.
Eskiçine Köyünden Ziraat Mühendisi Şakir Akyol’a Hamit Çavuş’u tanıyıp tanımadığını sorduğumda bana verdiği cevap onu araştırmak için en büyük referans olmuştu:
“Adam gibi adammış Hamit Çavuş.”
Köy Muhtarı Mehmet Alcan; “Atatürk gibi adamdı. Vefatında ben askerdeydim; bana mektupla bildirdiler” demişti.
Bekçi: “Vefat ettiğinde, Fevzi Paşa Sevim Kalkan İlköğretim Okulu öğrencileri ve öğretmenleri cenazeye gelmişlerdi” diye başladı anlatmaya.

Çok iyi çalışılmış bir ders
Hamit Kaya’yı araştırmak için Eskiçine’ye gitmeye karar verdiğimizde birkaç kişiye haber gönderdik. Bizi bekleyen sürprizlerin en güzeli, torunu Mert Kaya’nın önümüze koyduğu dosyaydı. Dedesinin hayatını kısaca anlatan bir kâğıt vardı içinde. Mert dersini çok iyi çalışmıştı.
Kronolojik bir sıra yoktu; Dedesi adına o güne kadar ne duymuşsa, alt alta sıralamıştı.
Köye 1971 yılında elektriği getiren kişidir.
Köye Tarım Kredi Kooperatifini getire kişidir.
Köye, Köy Gazinosu’nu yaptıran kişidir.
Köye ilk petrolü getiren kişidir.
Başbakan Adnan Menderes’i köyde ağırlayan ilk kişidir.
Köyün içme ve ihtiyaç sularını ilk getiren kişidir.
Torunu Mert, Dedesi Hamit Çavuş’un Çine’ye yaptığı hizmetleri ayrı bir yerde toplamış.
Fevzi Paşa Sevim Kalkan İlkokulunun ve Çine İmam Hatip Lisesinin olduğu arsaları bağışlayan Hamit Çavuştur.
Askerlik Şubesinin, Cezaevinin, Çine Devlet Hastanesinin ve Çine Çarşı Camisinin yapımında kum, çimento ve nakliye desteği sağlamıştır.
Yaşadığı dönemde yardıma muhtaç öğrencilere parasal destek sağlamıştır.

Hacı Süleyman Çetin
“O, köyümüzün ağasıydı” diye başlıyor anlatmaya Hacı Süleyman Çetin.
“Köyümüzü derleyip toplayan O’dur. Yardım etmediği kimse yoktur köyde. Çıkacak olan kız, evlenecek olan oğlan; onun yardımını görmeden ev kurmazdı. Kimse ondan kötülük beklemezdi, görmedi; iyiliği yapar çekilirdi Hamit Çavuş.”
“1952 yılında köyümüzdeki Ahmet Gazi Camisinin yenilenmesi yapılacaktı” diye sürdürüyor sözlerini.
“Caminin tabanı taş döşemeydi o zaman; kayrak taşlarla kaplıydı. Taşların üzerinde hasır vardı. Hamit Çavuş Adnan Menderes’den caminin yenilenmesi için yüklü bir miktarda yardım aldı. Ben o yenileme çalışmaları sırasında marangoz olarak çalıştım. Taban tamamen yenilendi. 400 metrekare zemine tahta çakıldı. Pencere ve kapılar da dâhil, her şey yenilendi o zaman.”
“1954 yılında Menderes’i köye davet etti Hamit Çavuş” Hacı Süleyman.
“Eski köprünün üst tarafında piknik yerleri vardı o zaman. Ben askerdeydim. Orada yemekten sonra Menderes camiye kadar yaya gelmiş. O caminin doğu tarafında ezan okumak için yapılmış, merdivenli bir platform vardı eskiden. Cami yapılırken yapılmamış elbette o yapı, yapı taşlarına uymuyordu o. Sonradan yıktırıldı o yer, kaldırıldı.
“Çarşı camisinin yapımı sırasında ben İstanbul’a gitmiştim. Gelirken 100 torba çimento getirip hibe ettim cami yapımına. Hamit Çavuş bana o zaman para verdi, ‘benim için de 100 torba çimento gerip teslim et’ dedi, getirip bıraktım daha sonra” diye anlatmaya devam ediyor.

Güzel bir yaşanmış
“1976 senesiydi” diyor Hacı Süleyman Çetin.
“Ben kamyonculuk yapıyorum. Sivas’a mal götürdüm. Orada iş arıyoruz, bir oğla işi çıktı. Sivas’ın bir köyünden oğlağı sarıp Malatya’ya götüreceğiz. Gittik, oğlağı sardık yola çıktık. Göksun Dağı’na vardığımızda gece oldu. Dağın başında bir kulübe gibi bir yer bulduk, lokanta olarak çalışıyor. Orada durduk, iki araba koyacak kadar yeri var lokantanın. Park edip girdik içeriye. Oğlakların sahibi bize yemek söyleyecek. Karnımız da aç. Ustadan saç kavurma yapmasını söyledi; unutmuyorum.
O ara bir araba daha geldi; benim arabanın yanına park etti. İki kişi indi arabadan, lokantaya girdiler. İçeride yalnızca biz varız, yanımıza yaklaştılar. Biri;
’09 DR 885 plakalı arabanın şoförü sez misiniz’ diye sordu.
Sonra da nereli olduğumu sordu. Çineli, Eskiçine’den olduğumu söyleyince hüzünle iç geçirdi adam.
‘Hamit Çavuş sağ mı’ diye sordu sonra.
Sağ olduğunu söyledim. O zaman ilkbahar ayları. Hamit Çavuş 1976 yılının son aylarında vefat etti.
‘Allah ondan Razı olsun’ dedi sonra.
‘Sen, Eskiçineli Muhtar Hamit Çavuş’u nereden tanıyorsun’ diye sordum.
Adam anlatmaya başladı:
‘Ben Sivaslıyım. İzmir’e çalışmaya gitmiştim. Orada 54 model bir Austin’de çalışıyorum. Patron beni Muğla’ya kireç almaya göndermişti. Kireci yükledim, gelirken fren Gökbel aşağıya gelirken patlamış, benim haberim yok. Eskiçine demir köprüyü geçtim. Dağdan bir sürü koyun yola doğru giriyor. Birden frene yüklendim ama fren yok. Daldım sürünün içene. Koyunların başında insan da yok. 4,5 tane koyunu ezip öldürdük biz. 3, 4 tane de yaralı var elbette. Arabayı zorla da olsa durdurdum ve kenara çektim. O ara olay yerine gelenler oldu. Birileri beni kenara çekti; ‘Bunun deli bir oğlu var, gelirse Seni öldürür. Hemen köye git, caminin yanında kahvede oturuyordur. Köyün Muhtarı, onunla konuş’ dedi. Arabayı bırakıp koşarak köye geldim. Kanepenin üzerinde yan gelmiş yatan bir adam gördüm, oymuş. Yaklaştım, durumu anlattım. Adam bana arabanın kime ait olduğunu sordu; Patronun adını verdim, şoför olarak çalıştığımı söyledim. Bana ‘Hadi, git’ dedi. Ona Oğlundan korktuğumu söyleyince Bana elindeki tespihi verdi; Oğluma, olayı Babanla hallettik, de. Tespihi de ona ver. Yoksa tespihi birine ver, o bana getirir, dedi. O gün oradaki zarar benim iki aylık maaşım. Allah Ondan razı olsun.’ Adamın yüz ifadesi hala gözümün önündedir.”

Birlikte yaşanmışları çok
“Hamit Çavuş, 1957 yılında Eskiçine’ye Tarım Kredi’yi getirdi” diyor Çetin.
“Sözünün üstüne söz konulmayan bir insan olduğunu şuradan anlayın: Ben o zaman daha 25 yaşındayım ve Tarım Kredi Kooperatifinin yönetimine girmem için beni listeye yazdırdı. Kimse silemedi benim adımı o listeden ve ben yönetim kuruluna girdim. 24 yıl bilfiil işin başında bulundum. 4 yıl İzmir Delegesi olarak görev yaptım.”
Hacı Çetin, Hamit Kaya’nın yaptıklarıyla ilgili sıralamaya başladıklarının çoğu, Torunu Mert Kaya’nın listesinde olanlar.
“Hamit Çavuş Hacel (Hacı Ali) Dağı’nın sahibiydi; aileden kalma bir dağdı orası, davarını, malını orada yetiştirirdi” diyor ardından.
“O, gerçekten de Türkiye’nin batısında yaşamış bir Ağa idi. İmdi onun gibi adam bulmak çok zor, imkânsız.”

Hacı Mehmet (Muhammed) Öztaş
Mehmet (Muhammed) Öztaş; “1947’de askerden geldikten sonra Hamit Çavuş’un yanında dolaşmaya başladım” diye başlıyor anlatmaya.
“Hamit Çavuş o yıllarda, Ali Dinçer gibi isimlerle Demokrat Parti peşinde koşuyordu. DP ile birlikte o da seçimleri kazandı ve köyümüze muhtar seçildi. Ölene kadar da Muhtar olarak yönetimde kaldı. Yattığı yer cennet mekânı olsun, her zaman yanındaydık.”
Hacı Muhammed, Hamit Çavuş’u en iyi anlatabilecek insanlardan. Köyde kime sorsak, Hacı Muhammed için “Hamit Çavuş’un sağ koluydu” deniliyor.
“Doğru söylüyorlar” dedi, bunu kendisine hatırlattığımızda.
“Hamit Çavuşun 10 tane evladı vardı; Ben onun ilk evladıydım. Hesap işlerine ben bakardım. Bana çok güvenirdi.”

Ağalık vermekle olunuyor
“Çayın karşısındaki dağ (Hacıemin Dağı) onlarındı” diyor Hacı Muhammed.
“Hamit Çavuş hayvancılıkla meşgul olurdu. Kendisi uğraşmazdı Rahmetli. Hayvanlarını bakan, tarlasını süren insanlar vardı. Tam bir Ağa idi Hamit Çavuş. Doğudaki O Ağalardan çok daha geçerli Ağalığı vardı Hamit Çavuş’un. Ben de dahil, kapısından doyan bir sürü insan vardı. Herkes ondan bir lokma yemek yemiştir. Onu sevmeyen, onun hakkında kötü söz söyleyen var mıdır bilmiyorum ama sanırım yoktur. Çünkü o kimseye kötülük yapmazdı; herkesin iyiliği için çalışırdı. Herkese kucak açmak için adeta bahane bulurdu. Veren el öpülür; onun hep veren bir eli vardı.”

Forbes ile meyan kökü ticareti
Kamil Duman; “Hamit Çavuş’un 1950’li yıllarda kamyonu vardı, taşımacılık yapıyordu” dedi.
“Araba kullanırken gördün mü, diye sorsan, vereceğim cevap ilginç: Hayır, onu hiç araba kullanırken görmedim. Yıllarca taşımacılık yaptı ama hep birilerinin altındaydı arabaları. Benim çocukluğumdaki arabalar ile meyan kökü taşıyordu sanırım Aydın’a. O zaman meyan kökü ticareti revaçta bir ticaretti.”
MC Andrews ve Forbes şirketinin (adını tespit edemediğimi ve alımları işlemeden direkt İzmir’e taşıyan bir başka firma daha varmış) Çine’nin güney bölgesindeki alımlarını Hamit Kaya yaparmış.
“O şirketin Çine’deki adamıydı” diyor Muhammet Amca.
“Meyan kökü toplar, gönderirdi. Burada (Eskiçine’de), Kuruköy’de Akmezarlık’da, Yağcılar’dan, Ovacık’dan meyan kökü getirilirdi buraya. Çaydan karşıdan pek alım yapmazdık. Umurköy’de Molla Halillerin Ali Dayı vardı. O karapıyan’da toplardı meyanı, biz gider oradan alırdık. Forbes’in dışında İzmir’den Koca Kemal vardı, Yumurtacı Kemal (Alper) onun adamıydı. O da meyan kökü toplardı, ona gönderirdi. Biz Forbes’e toplardık. Kemal’in Adamı Arif Ali Çavuş, Bakkal Bekir vardı. O, onların kantarcısıydı. Karşılıklı kantar yarışı yapardık. Benim yanımda Habib Çavuş vardı, Yağcılar’dan.”

İhtilal Muhtarı
İhtilalda muhtarlığı Hamit Çavuş’un elinden almışlar ve bir öğretmene vermişler. O öğretmen iki ayda işleri allak bullak etmiş. Bunu Muhammed Amca’ya söylediğimde konuşmak istemedi. Öğretmenle ilgili söz söylemek istemedi ama ben adı geçen öğretmenin işleri karma karışık ettiğini bildiğimi söyleyince gülümsedi.
“Çine’den evlendi o öğretmen, adı Muharrem Bilgiç’di sanırım.” dedi Hacı Muhammed.
“İhtilal oldu, Hamit Çavuş’u bir kaşık suda boğacaklar. Elinden muhtarlık mührünü aldılar ve öğretmene verdiler. O zaman benzincinin Babası Mehmet’i (Süleyman Çınar’ın Babası) çağırdılar. Birlikte karakola gittik. Önce onun ifadesi alındı, sonra beni aldılar içeriye. Muhtarlığı kime verelim, diye soruyorlar bana. Mehmet Çınar’a da aynı şeyleri sormuşlar. Ben, köyde Hamit Çavuş’tan başka muhtarlığın verileceği adam olmadığını söyledim karakolda. Sonra beni alıp Kaymakamlığa getirdiler. Yanıma bir mübaşir verdiler. Gittik, öğretmenin kayınpederinin evinden (Kumcuk Çayının oralarda evi.) mührü alıp geldik. Hamit Çavuş Kaymakamlıkta bekliyordu. Mührü getirip teslim ettik kendisine. Yani, Hamit Çavuş ihtilalda iki, üç ay kadar muhtarlıktan aldılar, sonra yeniden muhtar yaptılar.”
“Çine’nin alt yatırımlarına Osman Aydın kadar onun da hizmeti vardır” diyor Hacı Muhammed.
“Hamit Çavuş da en az onun kadar hizmet etmiştir Çine’ye. Şu an bunları saymak istemiyorum, zaten istesem de aklıma gelmez birçoğu. Osman Aydın hizmetini yaparken teknolojiden yararlandı. Onun zamanında her şey alet edevatla yapıldı. Hamit Çavuş zamanında her şey el emeğiyle, bilek gücüyle yapılıyordu.

Onu örnek almış
“Ben onunla birlikte çalışırdım ama kendi işlerimi de yapardım” diyor Muhammed Amca.
“Daha doğrusu O ne iş yaptı, hangi işten para kazanıyor, ben de aynısını yapardım, yapmaya çalışırdım. Hayvancılık yapardım, çiftçilik yapardım. Onun işleri olduğu zamanlarda onun yanında olurdum ama kendi işimi aksatmamaya özen gösterirdim. Kendi işime yetişemediğim zamanlarda kardeşlerim yardımıma koşardı. Dağdaki zeytinini ben işlerdim, çocukları bizim yanımızda olurdu. Ben işteysem, O, kahve köşesinde beni beklerdi. Eşi çörek pişirdi diyelim, Benim gelmemi beklerdi. Ben geldikten sonra otururdu sofraya. Ya getirirdi, burada yerdik, ya da eve giderdik.”

Ekâbirle iyi tanışırmış
Torunu Mert’in listesinde bulunmayanlardan biri de şimdiki yararlı böcek üretim istasyonu. O binanın arsasını devlete bağışlayan insan Hamit Kaya.
Bütün bunları yapar ve yaşarken çevresindeki insanların kendisini izlediğinin de biliyor Hamit Çavuş.
“Sürüsünde sazı zamanlarda 200 kadar koyun olurdu” diyor Muhammed Öztaş.
“Kurban Bayramı geldiğinde çevresinin kurban ihtiyacını görürdü. Kaymakama, Hâkim, Savcıya, Hekime, Müdüre, çevresinde kim varsa kurbanlık gönderirdi.”
“Bu saydıklarımın eşleri de bilirdi Hamit Çavuşun yaşantısını” diyor.
“Çiçek ekmek için bizden samra (hayvan gübresi) isterlerdi. Ben kendi elimle çuvalladım, götürdüm kaç kez. Öyle kolay Hamit Çavuş olunmuyor; öyle büyüdü Onun adı. Buraya tayin olan kim olursa olsun, geldiğinden üç beş gün sonra Hamit Çavuşa ziyarete gelirlerdi. Oturur sofrasında yemeklerini yerlerdi. Kendisi içmezdi ama gelen misafirinin önüne koyardı.”

Herkesin ortak noktası Hamit Çavuş
1976 yılında vefat ettiğinde muhtarmış Hamit Kaya; mührü ölene kadar bırakmamış. Cenazesi Eskiçine Köy mezarlığına yoğun bir kalabalık eşliğinde götürülmüş. Adeta bir devlet töreni gibi olmuş cenaze.
Ayağı bağlansın, yeri belli olsun diye bir bakkal dükkânı açtığını söylüyorlar. Onu tanıyan yaşlılar ise farklı düşünüyor:
“Gariban eksiğini tamamlasın, diye açmıştı o dükkânı” diyorlar.
“Evinde Hamit Çavuş’dan bir tutam tuz, bir lokma ekmeğin bulunmadığı ev yoktur” diyorlar.
En güzeli de şu:
“Hamit Çavuş, Adam gibi Adamdı” diyorlar.
“Servetinin üstüne bir taş koymak için değil, çevresine bir lokma yardımda bulunmak için yaşadı” diyorlar.
Nur içinde yatsın.

Kaynak kişiler:
Mehmet Öztaş; 1924 doğumlu, İlkokul mezunu, Emekli
Süleyman Çetin; 1932 doğumlu, ilkokul mezunu, Emekli
Mert Kaya, Torunu, 1998 doğumlu, öğrenci



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.