9 Şubat 2023, Perşembe

Asırlık tesis modernize olarak hizmete devam ediyor

13 Ocak 2023, Cuma 11:23

     


Çine’de 1925 yılında Mehmet Karabacak tarafından kurulan zeytinyağı fabrikası, üçüncü kuşak 78 yaşındaki Yaşar Akar tarafından 2002 yılında modernize hale getirilirken, dördüncü kuşak Türker Akar tarafından hizmet vermeye devam ediyor.

Çine’nin Akçaova Mahallesi’nde hizmet veren 98 yıllık zeytinyağı fabrikası, hem tarih hem de zeytinyağı kokuyor. Geçtiğimiz yıllarda dördüncü kuşak işletmeci Türker Akar tarafından işletilmeye devam eden tesis, bölge üreticisi için son sistem makineleri ile hizmete devam ediyor.

“1925 YILINDA DEDEM MEHMET KARABACAK TARAFINDAN KURULMUŞ”

Fabrikanın yarım asır işletmeciliğini yaptıktan sonra sorumluluğunu oğlu Türker Akar’a devrettiğini söyleyen Yaşar Akar, tesisin tarihçesi hakkında bilgiler verdi. Akar, “Uzun zaman işletmesini yaptığım bu fabrikanın şuan sahibiyim. Birinci nesil Dedem Mehmet Karabacak, ikinci nesil Dayım Hasan Karabacak, 3 nesil Ben Yaşar Akar, 4 nesil oğlum Türker Akar işletmeye devam ettiriyor. İşletmemizin tarihçesini ifade etmek gerekirse 1925'li yıllardan dedem Mehmet Karabacak tarafından oğulları Mustafa Karabacak, Hasan Karabacak ve Ahmet Karabacak ile birlikte Seferler Mahallesi'nde burgulu sistemde çalışmaya başlamış. 1933'lü yıllarda da bunu biraz daha modernleştirerek Avrupa’dan İtalya'dan gelen demir burguları ile işi biraz daha geliştirmişler, biraz daha motorize hale getirmişler. Daha sonra 1936'lı yıllarda pres sistemi gelmiş, İtalya'dan aldıkları presleri kurmuşlar ve çalıştırmaya başlamışlar. Bu sistem kontini sistemlerinin ortaya çıkmasını sağlamış. Dedem Mehmet Karabacak 1953 yılında fuardan o zamanın otomatik makinesi olarak kabul edilen bir pres almış. Bütün teferruatı elektrik teşkilatı ile çalışan modern bir makine olarak almış. Bunun yanında da o zamanlar hiç adı duyulmayan kırma, bugünkü sistemini almış. Fakat nedense o gün çalıştırma sistemleri bilinmediği için hurda olup gitmiş. O dönem elektrik yoktu, dizel motorlarla çalışıyordu. Jeneratörler vardı ama tabii ki jeneratörlerin gücü yetmiyordu ve bu nedenle o makine hurda oldu” dedi.

“2002 YILINDAN BERİ KONTİNÜ SİSTEMLE DEVAM EDİYORUZ”

Tarihi tesisin işletmeciliğini 1960’lı yıllarda devraldığını söyleyen Yaşar Akar, “Bu fabrika alanımız 1960 yıllarında yapıldı. 1959- 60'lı yıllarda yapıldı. Dedem Mehmet Karabacak 1961'de vefat etti. Mirasın intikalinde burası annemden bana miras kaldı. Presli sistemle çalışmak artık rantabl değildi. Preste insan gücüyle çalışıyor, işçilerin parasını akşam ödeseniz kalan para sıfırdı. Kontini sistemler yaygınlaştıktan sonra 2002 yılından beri o gün bugündür kontinü sistemle devam ediyoruz. Önceleri 3 faz olarak çalışırken, şuanda biz iki fazla, ekolojik sistemle çalışıyoruz. Karıştırılan zeytin hamuruna kesinlikle su verilmez, makine kendiliğinden bu zeytin hamurunu ikiye ayırır. Bir taraftan zeytinin kendine has kara suyu ile birlikte karasuyu ile pirinası çıkar, bir taraftan da yağı çıkar onun için bunları da ikiye ayırdığı için 2 faz sistem denir ve bu şekilde de iki fazla sistemde de bize kolaylık oldu. Daha önce bu karasudan dolayı çok başımız ağrıyordu 1 milyon kiloluk havuz yaptığım halde bu havuz dolma durumuna geldi ve yeni havuz arayışları başlamıştı. 2 faz sisteme geçince havuzda biriktiriyoruz, vidanjörler geliyor havuzda biriken atıkları alıp pirina fabrikalarına götürüyor” diye konuştu.

“ZEYTİNYAĞI SICAK VE GÜNEŞİ HİÇ SEVMEZ”

Kontini sistem ile verim kayıplarının ortadan kalktığını söyleyen Yaşar Akar, “Zeytinyağları önceden ayakta sıkılıyordu. Ayak yağı tatlı olur derler, çünkü ayak yağına sıcak su dökülmez. Kadınlar keselerin içindeki zeytinleri çiğnerlerken ayaklarına 50 derece sıcak su verilemez, ayakları yanmaması için verilebilecek sıcak su sıcaklığı 25-30 derece. Çok aşırı sıcak su da verilemez, verilecek olan ısı miktarı 38-40 derecedir. Zeytinyağı sıcak ve güneşi hiç sevmez, zeytinyağının ortamı loş bir ortam olması gerekir. Ortamının sıcaklık derecesi 15 derece civarı olması lazım, zeytinyağı hiçbir surette güneş ışığına karşı dayanıklı değildir, hemen bozulur. Ayakta sıkılan posalardan geri kalan pirinalardan o yıllarda sıktıklarında yüzde 20'ye kadar verim alabiliyorlardı. Bu durum artık kadınların posayı çiğneyebilişlerine bağlı. Daha sonraları burgulu sisteme geçildiğinde ise bu daha aşağılara indi yedilere 8'lere kadar. Presli sisteme geçildiğinde pirinadaki yağ oranı yüzde 5'e kadar indi. Bu sistemlerde ise, yani kontinental sistemlerinde yüzde 2-2,5 veya 3 civarında bir şey. Bu da belki işleyişten geliyor, belki makine farkından geliyor onu bilemiyorum” ifadelerini kullandı.

“YOK YILI OLMASINA RAĞMEN ÇOK GÜZEL BİR VERİM VAR“

4. nesil işetme sahibi Türker Akar; “1925 yılında kurulan işletmemizin 4. Nesil olarak işletmekteyim. Tesisimizin hizmetini sürdürmesini sağlamaktayım. Zeytinde geçen sene var yılıydı, bu sene yok yılı olarak tabir ediliyor. Yok yılı olmasına rağmen çok güzel bir verim var. Bölgemizde zeytin var. Yağ rekolteleri de güzel, 3.9 ile 6 kilo arası üründen 1 kilo yağ aldık. Bizim en büyük giderimiz elektrik. İşletme sahibi olarak artan elektrik maliyetlerinden dertliyiz. Aşırı fahiş gelen fiyatlara karşı devlet büyüklerimize buradan seslenmiş olalım” ifadelerini kullandı. (ERDAL AYDIN)







 
Son Eklenen Haberler