23 Haziran 2021, Çarşamba

“Aydın koca bir kazandır”

6 Mayıs 2021, Perşembe 12:56

     


Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Aydın’ın tarihçesi ile ilgili önemli açıklamalarda bulunarak, “Aydın koca bir kazandır. Bu koca kazanı dolduran ilk olarak Yörüklerdir. Aydın’da çok Yörük vardır. Dağ köylerinin isimlerinin hiçbiri tesadüf değildir. Onlar hep Yörüklerin adlarıdır. İşte o Yörükler aynı zamanda Aydın’ı ünlendiren efeleri oluşturmuştur” diye konuştu.

Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, tvDEN ekranlarında hafta içi her gün yayınlanan Gazeteci Emin Aydın’ın hazırlayıp sunduğu Emin Aydın’la Baş Başa’nın konuğu oldu. Ercan, kitap okumanın önemli olduğuna değinerek, özellikle bu salgın döneminde kitap okuma için çok büyük fırsatlar ele geçtiğini ve bunu değerlendirmek gerektiğini vurguladı.

“KİTAP OKUYAN İNSAN DÜNYAYI DAHA GENİŞ ÇERÇEVEDEN GÖRÜR”

Türkiye’de kitap okuma oranlarının çok az olduğunu belirten Ercan, “Türkiye’de kitap okuma oranı çok az. Bir Japon bir ayda 5 tane kitap okurken, Türkiye’de 6 kişi ise yılda bir tane kitap okuyor, maalesef çok az. Özellikle bu salgın döneminde kitap okuma için çok büyük fırsatlar ele geçmiş durumda. İnsanın en büyük yoldaşı, arkadaşı kitaptır. Kitap okuyan insan dünyayı daha geniş bir çerçeveden görür. Dolayısıyla ülke yönetiminin iyiye mi kötüye mi gittiğini daha iyi tartabilir. Seçimlerde oyunu nasıl vereceğini bilir. Aydın’ın dağlarını bilir, Beşparmak Dağlarını, Madran Dağı ve Bozdağı bilir. Yani otlarıyla ağaçlarıyla, ceviz ağaçlarıyla, incirleriyle, el işleriyle konuşabilir insan. Bilgilenmek için kitap okumak lazım. Hiç kitap okumayan bir insan, yaşamamış demektir bence. Şuanda insanlar televizyonlardan yeterli bilgiyi edinemezler. Televizyonu açtığında dedikodudan başka bir şey elde edemezsin. İnsanlar izleyerek öğrenemezler, insanlar okuyarak öğrenebilirler” dedi.

“AYDIN KOCA BİR KAZANDIR”

Ercan, “Ben bir tarihçi değilim, ben bir Jeofizik Mühendisiyim. Atatürk bir komutandı ama aynı zamanda da bir Türkçeciydi. Atatürk aynı zamanda efe oynayan biriydi. Biz bir ağaca benzeriz. Ağacın beslendiği yer ise topağıdır. Biz her ne kadar İstanbul’da otursak da bizim köklerimiz Aydın’da. Dolayısıyla bizim köklerimiz Makedonya’da, Selanik’te. Dolayısıyla insan eğer, yaşamda başarılı olmak istiyorsa önce kendini bilmesi ve beslenme damarlarını asla koparmaması gerekiyor. Ben 17 yaşında İstanbul’a geldiğimde, hiçbir zaman İstanbulluyum demedim. Aydınlıların güzel bir tarafı, Aydın koca bir kazandır. Bu koca kazanı dolduran ilk olarak Yörüklerdir. Aydın’da çok vardır. Dağ köylerinin isimlerinin hiçbiri tesadüf değildir. Onlar hep Yörüklerin adlarıdır. İşte o Yörükler aynı zamanda Aydın’ı ünlendiren efeleri oluşturmuştur” diye konuştu.

“EFELER AYDIN’IN YÜREĞİNİN İÇİNDEDİR”

Aydın’ın Efelerine ilişkin bilenmeyen birçok nokta olduğunu dile getiren Ercan, “Aydın üzerine bir kitap yazıyorsan eğer, Efeleri dışlayamazsın. Efeler Aydın’ın yüreğinin içindedir. İyi yönüyle ya da kötü yönüyle. Efelik olayı da yeni bir olay değildir. Aydın’da efelik olayı 17’nci yüzyıldan beri vardır. Efe başkaldıran kişi demektir. Sisam Adasını Aydınoğluları almıştır. Gelmişlerdir Anadolu’ya ama ondan sonra orada durmayıp adalara gitmişlerdir. Bunların kıyafetleri bugünkü efe kıyafetleriydi. Şalvarları ayağa takılmasın diye, uçlarını kesip bugünkü poturları yaparlar ve dizliklerini takar ve ayaklarına çarık giyerlerdi, bugün efelerde olduğu gibi. Aynı zamanda yelekler oluştururlardı. Onların sevdiceği olan bugün fesin daha uzunu olan börk takarlardı başlarına. Buna fes demezlerdi börk derlerdi. Fes bize 19’uncu yüzyılda gelmiştir. Bir Arap geleneğidir fes. Onun öncesinde Türk toplumunda börk vardır. Şuanda birileri fes takıyorsa yanlış takıyordur. Araplıkla Aydın efeliğini hiçbir alakası yok. Dolayısıyla onların börk olması gerekiyor. Eski efe resimlerine ve heykellerine bakılırsa onların börk olduğunu görürler” dedi.

TÜRKİYE’DE EN FAZLA KESTANE NAZİLLİ’DE YETİŞİYOR

Ercan, “Bizim sofralarımızda önce bir çorba olur. Çorbayla yemeğe başlamak çok sağlıklı bir beslenme olarak adlandırılır. Ondan sonrada ot yemekleri vardır. Ot yemekleri Aydın ilinin bütün ilçelerinde ve köylerinde yapılmaktadır. Doğal tarım yapılan yerlerden en önemli kesimi ise dağlardır. Dağların yüzey alanı Menderes Ovası’nın yüzey alanından daha büyüktür. Yamaçlara doğru geldiğinizde bizim zeytin ağaçlarımız, meyve ağaçlarımız, portakal ve narenciye ağaçlarımız var. Bunlar dağların tepelerine kadar da gidiyor. Şuanda Türkiye’de en fazla kestane Nazilli’de yetişiyor. Şuanda Bursa kestane şekeri için bütün kestaneler Nazilli’den gider aslında. Kestane piyasasını ayarlayan Nazilli’dir diyemeyeceğim çünkü biz örgütlenmemişiz, kendi mallarımızın değerini bilmemişiz” ifadelerini kullandı. (SELİME AYDEMİR) 







 
Son Eklenen Haberler